Menü

ÖĞRETMENLERİMİZE SAYGI KALDI MI?

24 Kasım 2011 - MAKALELERİM
ÖĞRETMENLERİMİZE SAYGI KALDI MI?

 

Bugün öğretmenler günü. Yüreklerinde hizmet aşkıyla görev yapan tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlarım.

Son günlerde sosyal medyada, görsel ve yazılı medyada yeterli atama yapılmadığından dolayı mağduriyetlerini dile getiren öğretmenlerimiz, haklı mücadelelerinde kimi kesimden destek görürken kimi kesimden de tepki görüyorlar. Onlar sadece kendilerine verilen sözlerin yerine getirilmesini istiyorlar. Bunun yanında tabii ki nice üniversite mezunu arkadaşımız yetersiz kadro yüzden işsiz ya da özel sektörün ağır şartları altında ezilmekte. Duruma bu açıdan bakar isek herkes kendi mücadelesinde haklı.

Öğretmenlik mesleği, gerçekten büyük bir özveri ve sabır isteyen bir meslek. Hele günümüz şartlarında bu mesleği yapmak okadar zorlaştı ki, ailelerin yeterli eğitim ve terbiye veremedikleri çocuklar öğretmenlerimizin yükünü bir kat daha ağırlaştırıyor.

Çocuklarımızın ilk eğitmeni anne ve babasıdır. Her aile, okul çağına kadar evlatlarına öyle bir terbiye ve ahlak ile yetiştirmelidir ki, onun bu manevi eğitimi ileriki yaşamında alacağı ilmi eğitimin temelini oluşturmalıdır. İlmi eğitiminin yanında, kişiliği ve ahlakı oluşmamış bir insan bu ülkeye faydasından çok zararı olacaktır.

Öğretmenlerimiz, çocuk terbiyecisi değildir. Onlar, ailelerin belli bir eğitimi vererek kendilerini emanet ettikleri taze fidanları ilmiyle, şefkati ve sevgisiyle yetiştirmekle görevlidirler. Bunun yanında da diğer fidanların, ayrık otlarından zarar görmemesi için çaba harcamaktadırlar.

Özellikle ilköğretim ve ortaöğretim çağlarındaki öğrencilerin, öğretmenlerine karşı sergiledikleri şımarık üsluplarını gördükçe derin bir üzüntü yaşıyorum.

Bir öğretmen arkadaşımız, öğrencisini durdurur ve:

”Oğlum sigara kokuyorsun, yazık değil mi bu yaşında sağlığına zarar veriyorsun”

Öğrencimizin tavrı ve cevabı ise,

“Hocam sizinde tazı gibi bir burnunuz var nasıl da duydunuz kokuyu?“ oluyor.

Bu cevap gençler arasında ise kahkahalarla anlatılıyor. Hazır cevaplığın böylesi diye gururlanılıyor. Bu o gencin hazır cevaplığını değil maalesef şımarık ve dengesiz bir ahlak sahibi olduğunu gösteriyor.

Hiçbir öğretmenimiz, bu tavır ve davranışları hak etmiyor.

Doğuda öğretenlik yapan arkadaşlarımız ise, daha farklı olaylarla karşılaşıyor. Terörün ve aşiretlerin baskısı altında zor şartlarda görevlerini yapmaya çalışıyorlar.

Bir de ücretli olarak görev yapan kişiler var ki, ben onlara öğretmen diyemiyorum. Eğitim fakültesi mezunu ya da beli bir dalın öğretmenliğini okuyan nice arkadaşlarımızın haklarını elinden alıyorlar.

Bu durumun önlenebilmesi için devlet yetkililerimiz, her dalda yeterli kadro açacak ve özel sektör ile devlet memurluğunun eşit seviyelere gelebilmesi için gerekli düzenlemelere gidecek. Böylelikle kimse başka bir vatandaşın branşı olan bir mesleği yapmak zorunda bırakılmayacak.

Son olarak görevlerini yapmak için gittikleri Van depreminde hayatlarını kaybeden öğretmenlerimize Yüce Allah’ımdan rahmet, acılı ailelerine sabırlar dilerim.

Saygı ve sevgiyle kalın dostlar.

(2)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*