Menü

BAŞARI AİLEDE BAŞLAR

26 Ocak 2012 - MAKALELERİM
BAŞARI AİLEDE BAŞLAR

Çocukların o çocuk ruhlarına aşığım. Kendine olan özgüvenleri hep son noktadır. Neden mi? Çünkü öğrenilmiş çaresizlikle henüz karşılaşmamışlardır. Yeni yürümeye başlayan bir çocuk oturmak bilmez.

Her şeyi incelemek öğrenmek, tanımak ister. Çünkü onun beyin kitabında “tehlikelidir” kavramı henüz yazılı değildir. Ebeveynler, işte tam bu noktada devreye girer ve onun beyin kitabına yazılar yazmaya başlar.” Bardağı tutma kırarsın, sobayı elleme yanarsın, yemeğini kendin yiyemezsin, döker, her yeri kirletirsin.v.s” Bu örnekleri çoğaltabiliriz.Bütün bunlar elbette ki ebeveyn olarak bizim çocuklarımızı koruma iç güdüsüyle yaptığımız davranışlardır.Yalnız unuttuğumuz ya da atladığımız önemli bir nokta vardır ki o da , koruma amaçlı yaptığımız her davranışın , onun özgüveninden bir parçayı da alıp götürmesidir..Bu ince çizgiyi çok iyi bilmeliyiz. Çocuğunuz kendi yemeğini, kendi yemek istiyorsa bırakın yesin. Bu, çocuk için yapabileceği en büyük başarıdır.(titiz hanımların, evi kirletecekleri için buna izin vermemeleri yanlış bir davranıştır.).Evet belki ilk seferde dökecektir ama sonraki denemelerinde bunun farkına varacak, dikkat etmeyi öğrenecektir. İkinci başarı adımı onun yemeği dökmeden yemesi olacaktır. Siz bunu engeller, yemeğini kendiniz yedirirseniz, o çocuk artık şöyle diyecektir “yemekleri hep anneler yedirir. Ben kendi başıma yemek yiyebilecek kapasitede değilim” ve ilerleyen yaşlarına kadar bunu sizin yapmanızı bekleyecektir. Kreşlerde çalışan bazı öğretmen arkadaşlarım, bu şekilde yetişmiş çocukların yemek yeme ve tuvalet alışkanlıklarını kazanma konusundaki yetersizliğinden dolayı karşılaştıkları sorunları zaman zaman dile getirirler, aşılması konusunda harcadıkları çabayı anlatırlardı.

Başka bir yanlış örneği ele alalım. Evin en küçük bireyi annesine sofra hazırlarken yardım edebilmek için yemek tabaklarını masaya taşımaya başlar, tam o sırada tabaklardan biri düşer kırılır. Anne başlanır söylenmeye “ Gitti güzelim tabaklar, takım bozuldu. Senin vazifen mi bu, niye elliyorsun. Sakarlığından bıktım usandım…”Çocuk üzgün, ağlamaklı özür diler belki ama içinde büyük fırtınalar kopar. Ve şöyle düşünmeye çalışır .”Evet ben çok sakarım, bir tabağı bile getiremiyorum. Ben ne işe yararım ki! “Hiç çocuğunuzun böyle düşünebileceğini aklınıza getirir miydiniz? O takımın tabakları sizin çocuğunuzun özgüvenini kazanmasından daha mı önemli? Hâlbuki anne bu olay karşısında şöyle davransaydı nasıl olurdu? Hadi bir beyin fırtınası başlatalım :” Hay Allah kırıldı mı, neyse ki sana bir şey olmadı. Bana yardım etmek istediğini biliyorum ama bir daha ki sefere daha dikkatli olacağına eminim.” Çocuk bu durum karşısında şöyle düşünecektir:” annem benim için endişelendi ama yardım etmem onun hoşuna gitti. Evet, bir daha ki sefer daha dikkatli olup tabakları masaya kırmadan getireceğim, bunu başaracağım.” Bu sizin için bir başarı olmayabilir ama onun için gerçekleştirilecek büyük bir başarıdır.

İşte ebeveyn olarak yaptığımız en büyük hata, çaresizliği çocuklarımıza öğretmektir. Fen dersinin yazılısından düşük almış bir öğrenci akşam anne ve babasına bunu söyler, akıbetinde de bir sürü azar ve hakaret işitir.”Sen zaten kafasızın tekisin. Kime çekmişin bilmem ki, bir insan ancak bu kadar aptal olabilir, Ayşe hanımın oğlu Mehmet kadar olamadın! Oğlanın bütün dersleri süper! Sen hâlâ düşük notlar alıp gelmekte ısrar ediyorsun. Yok, yok sen adam olamazsın. Serseri olup çıkarsın anca ”

Böyle bir sahne tanıdık geldi mi size umarım gelmemiştir. Ama tanıdık gelenlerin sayısı da az değildir.

Çocuklarımıza bunları yaparak şunu düşünüyoruz, güya hırslanıp utanacak ve başarılı olacak. Sizin bu taktiğiniz işe yarıyorsa sonucun şu olması gerekirdi; çocuk ileriki sınavlarından yüksek notlar alıp başarısına başarı katması beklenirdi. Fakat sonuç tam tersi oldu. Çocuk eskisinden de başarısız oldu. Neden mi çünkü siz çocuğunuzun beynine, hiçbir işe yaramayan serseri biri olacağını işleyip onu kabul ettirdiniz ve o da bunu kabul etti. Annem, babam bile böyle düşünüyorsa, ben çalışıp çaba harcasam da bir faydası olmayacak çünkü ben geri zekâlıyım hiçbir şeyi başaramam.

Lütfen çocuklarımıza bunu yapmayalım.Onlara çaresizliği öğretmeyelim.Başarılarını destekleyelim.Çünkü başarıya giden yola ailede kazanılan özgüven ile çıkılır.Başarılı bireyler yetiştiren aileler olmamız dileğiyle….

(1)

Etiketler:, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*