Menü

EVLİLİK RUHUNU MU KAYBEDİYOR ?

27 Ocak 2012 - MAKALELERİM
EVLİLİK RUHUNU MU KAYBEDİYOR ?

 

Evlilik nedir?

Evlilik, gönül bağı kurmuş kadın ve erkeğin ortak bir hayatı paylaşmasıdır. Evlilik için atılan her imza yeni başlangıçlara yelken açmaktır. Huzurlu, mutlu bir yuvanın o eşsiz tadını alan çiftler, dünya hayatında cenneti yaşarlar.

Var mı böyle evlilikler?

Evlilikte huzuru bulmak esasında okadar da zor değil. Hoşgörü, karşılıklı empati mutlu evliliğin sırlarından bazılarıdır. Öncelikle evlilik bir oyun, kurtuluş değildir. Kadın ve ya erkek evlenmeden önce ne istediğini bilmeli, kendini tanımalı ona göre eş adayı aramalıdır. Günümüzde çoğu genç kızımız, evliliği özgürlüklerin anahtarı olarak görüyor. Aile içindeki aşırı baskıcı tutum,” evleninceye kadar bizim dediğimiz olacak. Evlendikten sonra kocanın yanında ne yaparsan yap bizi ilgilendirmez.” Gibi aile yaklaşımları, henüz evliliğe hazır olmayan kızlarımızı evliliğe hem de kendine uygun olmayan birileriyle evlenmeye itiyor. Sonucunda ise hüsranla biten evlilikler, boşanmalar ortaya çıkıyor.

Ben hele bir evleneyim onu değiştiririm

Uzun flörtler ve ya nişanlanma döneminde eş adayları, birbirlerinin olumsuz yönlerini görmezden gelirler.”Ben hele bir evleneyim, onu değiştirmesi kolay” düşüncesi sarar. Şunu asla unutmayınız ki, yetişkin bir bireyi değiştiremezsiniz. Çünkü artık onun kişiliği ve düşüncesi oturmuştur. Böyle bir çaba boşa kürek sallamak gibidir. Bu, evlilik hayatında en çok tartışmaya sebep olan konulardan biridir. Aile terapistleri de insanları değiştirmeyi çabalamanın anlamsızlığını, eşlerin birbirlerini olduğu gibi kabul etmelerinin daha mantıklı olduğunu savunmaktadırlar.

En büyük hatamız nasıl mutlu edebilirim yerine nasıl değiştirebilirim dememizdir.

Eşler, birbirlerini değiştiremeye çaba harcadıkları kadar, nasıl mutlu edebilirimin çabasını harcasalardı bu gün çoğu evlilik boşanmayla sonuçlanmazdı.

Evlilikte hâkimiyet kurma çabası, eşlerin birbirleriyle zıtlaşmasına sebep olur. Bu zıtlaşmalar eşleri birbirlerinden soğutur.

Erkekler eşlerini neden aldatır?

Esasında bu konu başlı başına işlenecek bir konudur. Ama mademki konumuz evlilik; aldatmanın da evlilik hayatımızın ihmalleriyle başladığını kabul etmek gerekir.

Genelde hanımlarımızın birçoğu evlendikten sonra, eşlerinin karşılarına çıkarken kılık kıyafetine özen göstermezler. Bahaneleri de hazırdır, ”Akşama kadar yemek,evin temizliği, çocuklar derken kendimize vakit mi ayırabiliyoruz.” Kusura bakmayın ama eşleriniz bir hizmetçiyle evlenmedi. Evinde hizmetçi gibi dolaşan birini isteseydi, zaten evlenmezdi. Bir hizmetçi tutar işlerini yaptırırdı. Oysa o, sizin flört döneminizdeki bakımlı halinize âşık oldu. Nasıl özenirdiniz değil mi onunla buluşmaya gideceğiniz gün. Güzel kıyafetler, makyajlar,bir içim su olurdunuz. Eee şimdi ne değişti bayanlar,O, yine sizin âşık olup sevdiğiniz erkek. Evlenince ne değişti. Elde etmenin verdiği güveni yaşıyorsanız boşuna sevinmeyin. Eşinizin dışarıda yeniden âşık olabileceği okadar çok bayan var ki…

Peki ya beyler; nişanlıyken, flört ederken ne kadarda güzel sözler söylerdiniz eş adayınıza. Her buluşmada getirdiğiniz kır çiçekleriyle mutlu ederdiniz onu. Her fırsatta onu sevdiğinizi söyler, “sen benim için çok özelsin” derdiniz. Şimdi ne değişti? Akşama kadar sizin için, çocuklarınız için çırpınıp duruyor. En son ne zaman teşekkür ettiniz eşinize.En son ne zaman elinizde bir buket çiçekle eve geldiniz. ”İyi ki benim eşimsin seni çok seviyorum “ne zaman dediniz. En son ne zaman “bugün de yemek yapma dışarıda yiyelim “dediniz. Eşinizin gözlerinin içine ne zaman sevgi dolu baktınız. En son ne zaman hasbıhâl ettiniz?

Kadınlar çiçektir. İlgiye, sevgiye muhtaçtır. Siz onları ilgisiz ve sevgisiz bırakırsanız, dışarıda onlara ilgi ve alâka gösterecek bir erkek mutlaka çıkacaktır.

Ne oldu garip mi geldi beyler. Hiç eşinizin de sizi aldatabileceğini düşünmediniz değil mi?

Kalpler kırılmadan önleminizi alın!

**************

Evliliklerdeki aldatmanın bir başka sebebi de, ailelerin gençleri istemedikleri biriyle evlenmelerine zorlamalarıdır. Ebeveynler türlü sebeplerden dolayı gençlerin hayatına müdahale ederken tek düşündükleri, kendi çıkarlarıdır. Hiç bir anne babanın böyle bir hakkı yoktur. Mutsuz evliliklerin devam mecburiyeti, eşleri aldatmaya iter. Bu tür evliliklerle gençlerin hayatlarını karartmak bir çeşit cinayettir.

**************

Bu günlerde, bazı kesimlerde çok eşlilik konuşulur oldu. İslamiyet’in 4 eşliliğe cevaz vermesi gibi konular gündemde. Özellikle aile konusunda seminerler düzenleyen, yaşam koçluğu yapan bayan arkadaşımızın, çok eşliliği savunması, bunun yasallaşmasını istemesi, beni çok şaşırttı. Bir kadını en çok üzen ve kıran yine bir kadındır. Metres olarak zaten erkeklerin ikinci bir eşleri var, o kadınlar ortada kalmasın diye çok eşlilik yasallaşmalı diyor. Bizim halk dilimizde zamparalık adını verdiğimiz olayı meşru bir olay olarak görmek istemeleri bunu da din ile bağdaştırmaları, minarenin kılıfını hazırlamak gibi bir şey olsa gerek. Bir bayanın da bunu destekler sözler sarf etmesi de ayrı bir garipliktir. Bir kadın olarak bu beni küçültür.Gururumu kırar. Evliliğinde mutlu olmanın yollarını aramak varken başka yolları meşru gösterme çabası ne kadar doğru. Bu gün evlilik terapistleri, çatırdamaya başlayan yuvaların taşlarını sağlamlaştırmak için görev yapmakta ve bu konuda da oldukça başarılı olmaktadırlar. Evliliği yolunda gitmeyen birçok kişi evliliklerini, bilimin kollarına bırakmakta, ilk göz ağrısıyla mutlu olmanın yollarını aramaktadır. Doğrusu da budur. Şayet her şeye rağmen bitmesi, devam etmesinden daha iyi olacaksa boşanılır. Sonrasında herkes yoluna devam edip,önüne bakar. Bunun aksi düşünülemez, düşünülmemelidir

Düşmanı uzakta aramak gerekmiyor dostlar. Bir kadının en büyük düşmanı maalesef yine bir kadındır.

Aile yuvanızda huzur, çiçeklerinin açması dileğiyle….

(0)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*