Menü

Polisimiz Objektiflik İstiyor

27 Ocak 2012 - MAKALELERİM
Polisimiz Objektiflik İstiyor

Geçen gün çok sevdiğim bir polis arkadaşımla güzel bir sohbetimiz oldu. En çok yakındığı konu, halkımızın içindeki önyargılardı. Bizim sohbetimiz hoş ve güzeldi ama özellikle O,bu sohbeti sizlerle paylaşmamı istedi. Ben de sıcak bir röportaj havasında bu yazımı sizlerle paylaşıyorum.

Arkadaşım, en çok yakındığı konudan başlıyor söze:

“Bizler kurum olarak kendimizi hiç ifade edemedik. Hep bizim hakkımızda yazıldı çizildi ama sonuçlar üretilmedi. Sıkıntılar çoğaldı. Mesai şartlarımız çok ağır. Normal çalışma saatlerimiz zaten 12 saat ama bu demek değil ki 12 saat sonra yatıp dinleneceğiz. Bir polisin yıllık izninden başka izni yoktur.(evlilik, doğum,1.derece yakının ölümü hariç) Her daim göreve çağrılabilirsiniz. Ben mesaimi bitirdim gelmem deme hakkınız yok. Çünkü biz kamu güvenini sağlamaktan sorumluyuz. Asayişi bozan her durumda bizi göreve çağırma hakları var amirlerimizin. Saat mefhumu yoktur. Görev emri ne zaman biterse o zaman normale dönülür. Şahsen benim görevden gelip, tekrar göreve gittiğim zamanlarım çok olmuştur. Tabii evli iseniz, ailenizde sizinle beraber bu sıkıntıları yaşamaya başlar.

Bizim işimiz, teröristler, kapkaççılar, hırsızlar ve zehir tacirleriyle uğraşmak mücadele etmektir. Toplumun güvenliğini korumakla sorumluyuz. En küçük bir ihmal, telafisi olmayacak durumlara sebep olur. Bunun için üstlendiğimiz sorumluluk çok fazladır. Asayişin sağlanması gereken her yerde biz olmak zorundayız. En basit örnek; Bu gün uyuşturucu kullanma yaşı maalesef, ilköğretim çağındaki çocuklarımızın yaş seviyelerine kadar indi. Bizlerden bir ekip mutlaka okul giriş ve çıkış saatlerinde okul etrafında bulunurlar. Çünkü o çocuklar bizim de çocuklarımızdır. Korumak da görevlerimiz arasındadır. Eğer halkımız evinde huzur içinde yatabiliyorsa bu bizim gururumuzdur. Halkın can ve mal güvenliğini korumak zorundayız. Bu bilinçle çalışıyoruz.”

Okadar güzel anlatıyordu ki arkadaşım, bu noktada araya girdim:

“Peki, neden belli kesim sizi halkın gözünde kötü bir imaj bırakmak istiyor? Amaçları ne ola ki?”

Arkadaşım mesleği itibari ile burada sessizleşti. Ben gülerek cevap verdim:

“Çünkü Emniyet güzel işlere imza atmaya başladı. Polisimiz güzel çalışıyor. Şu son zamanlarda askeriyede yaşanan bazı olaylar askeriyeyi yıpratmış, bir güven kaybına uğratmıştır. Pandora’ nın kutusu gibi açılamayacak zannedenler, şok olmuş, ne yapacaklarını şaşırmıştır. Fakat şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Her kurumun içinde çürük elmalar vardır. Bu, tüm kuruma mal edilemez. Mesela emniyet teşkilatında da çürük elmalar var. Bir ara polislerin rüşvet alma olayı ayyuka çıkmıştı. Özellikle trafik ekipleri hakkında çıkan bu iddiaların bazıları da gerçekti. Yavaş yavaş temizlendi arındırma aşamasına gidildi. Konumuza dönecek olursak, askeriyenin güven kaybı polise prim vermekti ki, bu da bazı kimselerin işine gelmedi. Bir yıpratma politikası başladı. Polis halkın gözünde orantısız güç kullanan, döven kıran bir kişi olarak gösterilmeye başlandı.”

Sırası gelmişken sorayım sana:

“Hopa’daki olaylar hakkındaki düşüncen ne? Orada gerçekten çok zor anlar yaşadı arkadaşlarınız. Hatta bir polisimiz günlerce yoğun bakımda kaldı. Bu tür eylemlerde polis nasıl bir tavır takınmalı neler yapmalı sence?”

Arkadaşım;

“Çok can alıcı bir nokta bu. Çünkü halkımız bizi televizyonlarda sadece coplarımızı ve biber gazlarımızı kullanırken görüyor. Öncesinde yaşananlar, ikazlar, sağduyulu davranışlar es geçiliyor. Hopa’daki olay sorası Ankara’da yaşanan tepki gösterilerinde göstericilerden birisi panzerin üstüne çıkıp polise saldırıyor. Dikkat edin, polisin hiçbir tepkisi yokken saldırıda bulunuyor. Bu tür eylemlerin öncesinde, toplanan gruba dağılma uyarısı yapılır. Bu birkaç kez tekrarlanır. Dağılmaz ise guruplara müdahale başlar. Fakat zaten bu esnada o tür eylemleri yapan gruplar ağır tahriklerde bulunuyorlar genelde. Sağa sola zarar veriyorlar. Ne yapmamızı bekliyorsunuz bu esnada? Esnafın dükkânının camları kırılıyor, sokaktaki vatandaşın can güvenliği tehlike altına giriyor. Karşıdan durup bakamayız. Zaten öyle yaptığımız zaman da polis tepkisiz kaldı, pasif kaldı diye yazılıp çiziliyor. Hopa ya gelince, Oraya Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı geliyor, bizler onun da güvenliğini sağlamak zorundayız. En basit ve etkili yöntem biber gazıdır ve kullanılmıştır.”

Araya giriyorum hemen;

“İyi güzel diyorsun da, halk sizin eylem öncesi, eylem sonrası ne dediğinizi ne söylediğinizi nereden bilecek. Kimse yoğurdum ekşi demez ki. Burada nasıl bir yöntem kullanılmalı ki polislerimiz kendini haksız suçlamalardan savunabilsin”

Arkadaşım;

“Benim sürekli dile getirdiğim bir konu var ama ben, deryada bir katre misali kimseye anlatamıyorum derdimi. Sana söyleyeyim bari de, sen yazacaksın ya konuştuklarımızı seni duyarlar da sisteme geçirirler belki. İstanbul da 1 Mayıs gösterilerinde kullanılan kameralı kaskları görmüşsündür. Bütün illerin emniyet genel müdürlüklerinde bu kasklardan olmalı. Şeffaflığın göstergesi bence o kasklar. Çevik kuvvet her olayda bu kasklardan kullanırsa yapılan her şey, söylenen her söz kayda geçilecektir. Bu polisin karışmış olduğu olaylara objektif bir bakış açısı sunacak ve her şey tarafsız bir şekilde kayıt edileceğinden, halkımız olayın gelişimini ve sonuçlarını görecektir. Buna yeni donanımlarda ilave edilebilir. Teknoloji çok gelişti. Bu konu hakkında birkaç yere mail attım ama dedik ya deryada bir katre olduğumuz için kayda değer görülmedi herhalde. Sen yazınca gündeme gelir mi ne dersin?”

Güldüm;

“Biz de senden farklı değiliz ama sana söz verdim bir kere yazacağım, bazı yazar hocalarımda bu yazıyı okuyup gündeme getirirlerse neden olmasın.”

Son olarak ve de her şeyden önemli gördüğüm bir noktaya da ben değinmek istiyorum.

Her şehit haberinde ister asker olsun ister polis, yüreğime bir ateş düşüyor ki o ateşin bin kat fazlası ailesinin yüreğini yakıyor. Onlar şehitlik gibi önemli bir makama yükselirken geride kalan ailesine ciddi anlamda maddi ve manevi destek sağlanmalı bunu da devlet büyüklerimizden ısrarla talep ediyorum. Hiçbir şekilde onların acısı siyasi malzeme olarak kullanılmamalı. Onları katledenlere de gereken ceza verilmelidir. Çünkü onlar bu vatanın evlatlarıdır ve bu vatan uğruna canlarını feda etmişlerdir. Buna duyarsız kalınmamalıdır.

(3)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*