Menü

TEKNOLOJİ VE EĞİTİM SİSTEMİ

27 Ocak 2012 - MAKALELERİM
TEKNOLOJİ VE EĞİTİM SİSTEMİ

Teknolojiye karşı değilim ama

Sayın Başbakanımız geçen hafta Muş’ta yaptığı seçim konuşmasında eğitim sorununu ele almış ve her dersliğe akıllı tahta ve e- kitap uygulamasını getireceğini söylemişti.

Bu uygulamayla çocuklar o ağır sırt çantalarından kurtulacak, kitaplar dijital ortama taşınacak. Mükemmel bir uygulama. Eğitim alanında yapılan her yenilik ülkemizi bir adım daha ileri götürecektir. Bu tartışılmaz bir gerçektir. Fakat burada şu hususu dikkat etmemiz gerekmiyor mu sizce?

Alt yapısı oluşturulmadan geçilecek böyle bir uygulama, temeli atılmadan kolonları dikilen binaya benzeyecektir. Neden mi? Çünkü henüz ülkemiz, eğitimdeki fırsat eşitliğini yakalayamamış bir ülkedir. Bazıları bu fikrime karşı çıkabilir ama ben böyle düşünüyorum.

Bu ülkede düşünmek ve düşündüğünü söylemek suç değil ya!

Konumuza geri dönersek, mesela İzmir ‘ de eğitim gören bir öğrenci ile Hakkâri’de eğitim gören bir öğrencinin aldığı eğitim aynı kalitede mi sizce? Peki, İzmir ‘de devletin okullarında okuyan bir öğrenci ile yine İzmir’ de özel bir okulda okuyan öğrenci aynı kalitede bir eğitim aldığını iddia edebilir misiniz? Şayet edenler varsa, bu ülkenin gerçeklerine Fransız kalmışlar diyebiliriz.

Sınavlar ise ayrı bir kördüğüm. Bugün SBS sınavına giren öğrenciler eşit şartlarda mı sınava giriyorlar. Biri 10–15 kişilik sınıflarda, özel okulda okumuş, her türlü teknolojiyle yetişmiş bir öğrenci; diğeri ise devletin okulunda 30–35 kişilik sınıflarda alabildiği kadar eğitim almış bir öğrenci. Peki, şimdi bana bu sınav adil bir sınavdır diyebilir misiniz?

Ya doğuda görev yapanlar;

Doğu il ve ilçelerinde özellikle köylerinde eğitim vermeye çalışan öğretmenlerimiz, batı illerinde eğitim veren öğretmenlerimizle aynı şartlarda mı çalışıyor? Sosyal imkânlar açısından, güvenlik açısından şartları eşit mi?

Daha geçen haftalarda Erzurum’un Pasinler ilçesinde yaşanan genç öğretmenimizin uğradığı tecavüz ve bıçaklanma olayını dehşetle izledik. Terör korkusuyla can güvenliği sağlanamayan öğretmenlerimize ne demeli. Okullara yapılan saldırılarda onların can güvenliğine nasıl bir çözüm bulunacak.

Ülkemin genç dinamik öğretmenleri, bayrağımızın dalgalandığı her yerde görev almak isterler ama öncelikle bunun şartları hazırlanmalı. Bir anne olarak bir evladın ne kadar zor şartlarda büyüdüğünü benden daha iyi bilen yine bir annedir. Kimse evladını sokakta bulmadı. Kadere inanırız ama velâkin tevekkül etmeye de inanırız. Elimizden gelen tedbiri aldıktan sonra kadere karşı boynumuz kıldan incedir. Fakat şu anki durum, elinden gelenin yapılmadığı bir durumdur.

Eğitimde teknoloji çok önemli. Her bir devlet okulunun, özel okullar seviyesine getirmesi devletin başlıca görevidir. Batıdan doğuya, kuzeyden güneye her noktasında verilen eğitim-öğretim, can güvenliği, huzurlu çalışabilme olanağının sağlanması da devletin görevlerindendir.

Özetlemek gerekirse, alt yapısı oluşturulmayan bir sisteme, tepeden inme yenilikler getirilirse o yenilikler arada kaynar gider, yarardan çok zararı olur.

(0)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*