Menü

VİCDANLARIN RET ETTİĞİ ASKERLİK Mİ YOKSA REJİM Mİ?

28 Ocak 2012 - MAKALELERİM
VİCDANLARIN RET ETTİĞİ ASKERLİK Mİ YOKSA REJİM Mİ?

 

Son günlerde gündemden düşmeyen bedelli askerlik ve vicdani ret konusu gerek görsel gerekse yazılı medyada çok fazla konuşulmaya başlandı.Bedelli askerlik konusu önümüzdeki hafta netleşeceğini Sayın Başbakanımız açıkladı. Yaş konusu, en çok tartışılan konu olarak ortay çıktı. Hükümet 25 yaş derken TSK 35 yaşı sınır olarak almak istiyor. Başından beri bedelli askerlik olayına hiç sıcak bakmadığımı, bu konunun özellikle şehit ailelerini yaralayacağını zaten savunuyorum ama 25 yaş sınırını da hiç anlamış değilim. Askerliğini tecil ettirme sebeplerinin başında eğitim olduğunu varsayar isek yüksek lisans öğreniminin zaten 29–30 yaşları bulduğu ülkemde 25 yaş ne alaka. Burada da farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Parası çok olup askerden kaçanların, Açık Öğretim fakültelerine sürekli kayıt yaptırıp sildiren ya da farklı şekillerde askerliği tecil ettiren grupların ortaya çıktığı görülüyor. Daha önceki yıllarda da çıkartılan bedelli askerlik bu senede çıkartılacak ve yine parası olan vatandaş yararlanacak. Kredi kartına taksitler, banka kredileri şimdiden gündeme gelmeye başladı. Bedelliden elde edilen bu paraların şehit ailelerine yardımda bulunulması da vicdanları rahatlama çalışmaları mı acaba demekten de geri duramıyorum. Bu konunun detayları önümüzdeki hafta netleşecek ve nasıl bir çözüm bulunacak hep birlikte göreceğiz.

Bedelli askerlik konusuyla birlikte gündeme gelen vicdani ret ise başlı başına bir karmaşa. Vicdani ret, kişinin politik görüşü, ahlaki değerleri ve dinsel inançları doğrulturunda askerliği reddetmesidir.

Savaş karşıtı olanların, dinsel inançlarından dolayı düşmanı bile olsa öldürmeyi reddedenlerin savunduğu bu konu başta İngiltere, Danimarka ve İsveç olmak üzere birçok ülkede uygulanmaktadır. Vicdani ret hakkını kullanan bireyler belli sürelerde kamu hizmetine tabi tutularak görevlerini tamamlamaktalar.

Ülkemizde ise, silah verilmeden askeri birimde geri hizmette çalıştırılabilir fikirleri ileri sürülüyor. Fakat göz ardı edilen bir ayrıntı var ki, vicdani reddi savunan kişilerin büyük çoğunluğu, öldürmeyi ilke edinmiş bir birimin hiçbir hizmetinde var olamam düşüncelerine sahipler. Bu ilke, vicdani retten çıkıp total redde gidiyor. Total ret, vicdani retçilerin kamu hizmetini de ret etmesine denir ki zaten biraz araştırıldığında vicdani retçiler, Türkiye’ Cumhuriyeti Devletine karşı oldukları bir rejimi savundukları görülebilir. Vicdani reddi savunan belli gruplar, terörle mücadelede devletin silah bırakmasını isteyen, devleti kanlı eller diye niteleyenlerden oluşuyor. Şu halde olayın şekli farklılaşıyor.

Barıştan söz edenler, polislerimizi, askerlerimizi şehit eden, masum sivil vatandaşları öldüren silahlı örgüte silah bırakması için hiçbir söylemde bulunmuyorlar. Vicdani ret, tek taraflı bir ret haline dönüşüyor. PKK içindeki örgüt üyeleri ben vicdani ret hakkımı kullanmak istiyorum örgütten ayrılıyorum diye bir söylem geliştirse durum ne olur acaba? Örgütten firar eden üyelerin yakalandıktan sonra nasıl infaz ediliyorsa, bu söylemde bulunanlar da aynı şekilde infaz edilirdi diye düşünüyorum.

Vicdani retti savunan başka bir grupta ülkemizde faaliyetlerine devam eden Yehova Şahitleri, Bakınız www.savaskarsıtları.org da Türkiye’ Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan Y.E. hakkındaki yazılanlara:

“AİHM’de 22 Kasım salı günü ele alınacak davaların biri de, TC’den bir Yehova Şahidi vicdani redci Y. E’ın 9. madde üzerinden açılan davası..

“Artık cengi öğrenmeyecekler” diyen İşaya 2:4 ayetine dayandırarak vicdani reddini açıklayan

E.14 yıldır vicdani reddi sebebiyle çeşitli sözlü ve fiziksel tacize maruz kaldı, “dinsel paranoya” teşhisiyle psikiyatri kliniğinde yatırıldı, para cezalarına çarptırıldı ve 5 ay askeri cezaevinde kaldı.

E. bugüne kadar 25 kez askerlik “hizmeti”ne (?) çağrıldı ve 21 kez hakkında dava açıldı.

Askeri Yargıtay, en son “Yehova Şahidiyim” diyerek askere gitmeyi reddeden E.’in 2 ay 15 günlük hapis kararını onamış ve E.’e zorla askerlik yaptırılması kararını vermişti.

E. de 1999’dan beri bu konuda sürdürdüğü hukuki mücadeleden bir sonuç alamayınca konuyu 2005’de AİHM’ye götürdü ve kararları nihai olan bu mahkeme, E.’in başvurusunu aynı yılın mart ayında kabul etti.

Aynı sitede başka bir vicdani retçinin açıklaması:

“Ben K.G. 20 yaşında anarşist bir kadın olarak, yeryüzündeki tüm canlılar adına reddimdir.

Dünyanın birçok yerinde efendilerin-liderlerin “savaş” “öldür” emri altında eline silah alan kardeşlerimin arkadaşlarımın ölmesini-öldürülmesini reddediyorum.

Polis-devletinin çocukluğumuzdan itibaren beynimize yerleştirdiği-yerleştirmeye çalıştığı militarizmi ve bu militarizmin elçisi olmayı reddediyorum.”

Bu ve benzeri örnekler, biraz vicdani ret konusunu araştırdığımızda karşımıza çıkıyor.

Başka bir konu ise bu yasanın, Türkiye’den Avrupa Konseyi’ nin istediği bazı medya organlarında dile getirildi.

Devletin resmi makamlarından yapılan ise, vicdani ret ile alınan cezaların düzenlenmesi konusunda olacağı.

Vicdani ret konusunun derinliği, kapsamı, yasalaşırsa nasıl olacağı daha çok konuşulacak.

Bu konu şuan ülkemizde nasıl gündeme gelebilir aklım almıyor. Her gün polise askere saldıran bir terör örgütünün hain pusuları devam ederken, ordu içinde bir düzen kurulamamışken, eline daha önce hiç silah almamış fidanların, evleri dağlar olmuş teröristlerle bilinçsizce mücadele ederken, her gün bir eve ateş düşerken, yürekler, ocaklar yanarken ben, vicdani ret konusunu kabul edemiyorum. Profesyonel bir ordu yokken, ülke ekonomisi henüz tam anlamıyla gelişmeden, gelişmiş ülkeler arasında ilk sıralarda yer almadan, ülkemin iç huzuru sağlanmadan vicdani reddi vicdanım kabul etmiyor. Kaldı ki zaten vicdani reddi isteyenlerin çoğu Türkiye’ Cumhuriyet’inin bölünmez bütünlüğü içinde kamu hizmetinde çalışmayı ret ediyor. Orduyu istemiyor. Dolayısıyla ordu içindeki geri hizmeti de istemiyor.

Bakalım önümüzdeki günler ne gösterecek. Emin olduğum tek konu, öncelikle kendi vicdanlarımızın yasalarını bir düzene koymamız gerektiği. Kişilerin vicdanları, neye el veriyorsa, düşünceleri de onunla paralel hareket eder.

Vicdanların başka insanların vicdanlarını titretmediği bir ülkede yaşamak her insanın hakkı lakin bu hakka sığınarak farklı ideolojilere hizmet etmek ne kadar vicdani bir bilene sormak lazım.

Sevgi ve huzurla kalın dostlar.

(18)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*