Menü

POLİS İLE HALK ARASINDAKİ İLİŞKİLER (1)

2 Mart 2012 - MAKALELERİM
POLİS İLE HALK ARASINDAKİ İLİŞKİLER (1)

Halkın içinden biri olarak, vatandaşın polise bakış açısını gözlemlediğim zamanlar çok olur. İnceleme ve gözlemlerime göre de halkın gözünde polis, meslek ve birey olarak farklı farklı ele alınıyor.

Eğitim sisteminin yetersizliği yüzünden yüz binlerce üniversite mezunu işsiz durumda. Devletin KPSS sınavıyla memur alımı da tam bir fiyasko ile sonuçlanırken, polislik mesleği işsiz üniversite mezunlarının talep ettiği bir meslek haline geliyor. Sonuçta garantili bir devlet kapısı gözüyle bakılıyor. Dışarıdan sosyal hakları fazla gibi görünen bu meslek, içine girilince de hiç de öyle olmadığı anlaşılıyor.

Yıllarca okuduğu üniversiteden mezun bir kişinin amacı, eğitimini aldığı mesleği icra etmektir.

Ancak Türkiye şartlarında bu her zaman mümkün olamadığı için, polis olan bu mezunumuzun ilk yaşadığı şey mesleki tatminsizliktir. Herkes için bu durum böyle olmasa da birçok mezunumuz bu tatminsizliği yaşamaktadır. Bu tatminsizliğin sonucunda da, bıkkınlık, depresyon gibi durumlar ortaya çıkıyor ki bu da sivil vatandaşa farklı bir boyutta yansıyor ve işte bunun bir sonucu olarak da sivil vatandaş polislik mesleğini bir iş imkânı gördüğü için sempati duyarken, aynı ilgiyi polise karşı gösteremiyor.

Her meslekte olduğu gibi Emniyet teşkilatının içindeki çürük elmalar, bu kutsal mesleği icra eden tüm polisleri lekelemiş, halkın gözünde olumsuz bir imaj bırakmıştır.

Özellikle Trafik ekipleri, bu mağduriyeti yaşayan birimlerden biridir. Aynasızlar diye lakap bile takılmıştır. Çünkü onlar; emniyet kemeri takmayanlara, hız sınırını aşanlara, alkollü araç kullananlara, yanlış park edenlere v.b durumlarda ceza kestikleri için bir tavır alma durumu söz konusudur. Buna yolcu minibüslerindeki fazla sayıda yolcu almayı da eklemeyi unutmayalım tabi.

Aklıselim düşünen her vatandaş, bu yasakların öncelikle kendi güvenliği için olduğunu anlayabilmelidir. Bizim toplumuzda en yaygın olan durumlardan biri de adam sendecilik dediğimiz sendromdur. Bize bir şey olmaz yaklaşımımız sonucudur ancak trafik kazalarındaki ölümle sonuçlanan bilançonun 3500 kişiye yaklaşması da bu durumun hiç de böyle olmadığını açıkça gözler önüne sermektedir. Kaldı ki, bu ceza ve yaptırımlar olmasa ben bu bilançonun sonucunu düşünmek bile istemiyorum.

Aslında görülüyor ki, bazı kesimin aynasızlar olarak tabir ettikleri Trafik Polisi Memurlarımız, vatandaşın can güvenliğini korumak amaçlı çalışmaktadırlar. Birey olarak sorumlu birer vatandaş gibi davranmadığımız için bir bakıma sorumluluğumuzu kazanmamıza yardımcı oluyorlar demek yanlış olmaz.

Trafik polislerinin rüşvetçi olduğu iddialarını kabul etmeyi bir vatandaş olarak kendime yakıştıramıyorum. Teşkilatın içindeki yanlış karakterdeki insanların yüzünden bu durumun tüm birime empoze edilmesi başta bu mesleğe yapılan hakarettir ve devamında da görevini dürüst yapan polis memurlarına hakarettir.

Trafik Polislerimizden bahsetmişken, minibüs şoförleri konusunu biraz değinmek istiyorum.

Özellikle sabah ve akşam iş çıkış saatlerinde minibüslere binmek tam bir işkence. Araba sayısını artırma yerine yolcu alma sayısını artırmaya yönelik davrandıkları için, vatandaşlar balık istifi misali yolculuk etmek zorunda kalıyorlar.

Ellerindeki bas konuş telefonlarla hangi noktada polis var, ekip nereden nereye gidiyor takipleri yapılırken de, yolcular dev-cüce oyunu ile kukla haline getiriliyor.

Polis noktalarından geçildikten sonra tehlike bitiyor ve oturan yolcu kadar ayakta yolcu almaya devam ediliyor. Tabi bu esnada yaşanan ceplerden araklamalar, bayanlara elle tacizlerde gündeme geliyor.

Fazla yolcu alımına karşıyım. Bunun için de cezai müeyyide ne ise uygulansın. Çünkü bazı kendini bilmez şoför ve yolcular da, çok rahatsız olduysanız taksi ile gidin demesi, işin ne boyutlara vardığının da göstergesidir. Her vatandaşın ulaşım araçlarından güvenli bir şekilde yararlanma hakkı vardır. Bu hak hiçbir vatandaşın elinden alınamaz. Alınmaya çalışılırsa devreye yasalar girer, polis ekipleri girer.

Bu konuda halkımız da duyarlı olmak zorundadır. Daha iyi bir yaşam hakkına sahip olmak için halk ve polis işbirliği içinde olmalıdır.

www.polis.web.tr

(2)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*