Menü

OSYAL PAYLAŞIM SİTELERİ VE İLETİŞİMSİZLİK

12 Mart 2012 - MAKALELERİM
OSYAL PAYLAŞIM SİTELERİ VE İLETİŞİMSİZLİK

Az okuyup çok konuşan ancak bir okadar da boş konuşan bir toplum olma yolunda son sürat ilerliyoruz. Hemen her konuda söylenecek sözlerimiz var. Onun için de sadece konuşuyoruz dinlemiyoruz. Hâlbuki etkili bir iletişimin en önemli unsuru, karşımızdakini dinlemek, dinleyebilmeyi becerebilmektir.

Karşımızdaki kişiyi dinlerken yapılan en büyük hatalardan biri de, görünüşte dinliyor gibi görünüp kendi söyleyeceklerimize odaklanmamızdır. Kendi söyleyeceği söze odaklanan kişi, karşısındakini dinlemediği için kopukluk yaşayacak, konunun en önemli detaylarını kaçıracaktır.

İletişim kopukluğunun yaşanmasındaki etkenlerden biri de önyargılarımızdır. Karşımızdaki kişinin durumu, pozisyonu hatta fiziki özelliklerine bakarak fikir yürütüldüğünde ön yargılar devreye girer ve sadece savunma mekanizmalı bir iletişim kurma çabasına gidilir. Burada bencillik ön plana çıkar ve birden fikirler üzerinden savaş başlar. Her iki tarafın tek bir gayesi vardır artık o da haklı çıkmak. Böyle bir ortamda asla etkili iletişimden bahsedilemez çünkü kişiler sadece söyleyeceği sözleri düşünür ve onu nasıl ters köşe yapabilirim çabasına giderler.

İletişimsizliğin başladığı nokta da iletişim araçlarını kullanırken başlar çoğunlukla. Son zamanlarda sosyal paylaşım sitelerinin kullanım oranlarındaki artış bizi maalesef toplu bir iletişimsizliğe sürüklemektedir.

Kişisel paylaşımlarımızın, sosyal hayattan sanal ortama taşındığı günümüzde etkili iletişim problemleri artmakta ve bu çoğu zaman da tehlikeli bir boyuta sürüklenmektedir.

Özellikle egolarını tatmin etme noktasında farklı kişilere sataşma, sabah uyandığında, bu sabah kime ne söyleyip de sansasyon yapsam diye düşünen insanların akıl almaz sözleriyle karşı karşıya kaldığımız bir ortamda, içindeki canavarlaşan ruhun ortaya çıkışını izlerken dehşete düşüyoruz

Hakaret ve küfürlerle kendilerini bir yer etme çabaları, kendilerince popüler olma noktasına getiriyor insanları.

Sanal ortamdaki iletişim, günlük hayattaki iletişimden çok farklıdır. Çünkü göz teması olmayan iletişim eksiktir. O anki yaşadığın duyguyu tam anlamıyla ifade edemez. Çok sevinçliysen ya da çok üzüntülü isen, yüzündeki o sevinci ve hüznü yansıtamazsın insanlara. Saniye de hızla akıp giden iletilerde kendi duygu durumunu anlatmak çok zordur.

Kişinin ruh halini yansıtan, sözlerinden çok davranış ve yüz ifadesidir. Sosyal ağlarda kişinin ruhunda kopan fırtınaları ya da içindeki coşkuyu hissedemezsiniz. Hissedebilmek için görmek gerekir.

Twiter ve facebook, güzel paylaşımların, çeşitli fikir ve yazıların, müzik eserlerinin paylaşılabileceği, yeri geldiğinde sevdiğiniz ve takip ettiğiniz yazarların, sanatçıların, politikacıların etkinliklerini ve eserlerini takip edebileceğiniz güzel bir ortamdır. Ancak maalesef bizim geldiğimiz nokta ise mahremiyet perdesinin ortadan kalktığı bir durumdur.

Özel hayatın alt üst edildiği, çarpık ilişkilerin normalleştiği bir yer haline gelen sosyal paylaşım siteleri, özgüven eksikliği yaşayan insanların, kızlara ya da erkelere kendini çok farklı göstermeleri, beğenilme ihtiyacının doruk noktaya ulaşması, bunun olmaması halinde depresif belirtiler göstermeleri, kendilerince sorun meydana getirmeleri, uzmanları da hayrete düşürmektedir.

İlginin hep üzerinde olmalarını bekleyen kişilerin farklı çabaları bir zamanlar ayıp karşılayabileceğimiz her konuyu normalleştirmesi, durumun vahim boyutlara ulaştığının da göstergesidir.

En etkili iletişim, gerçek hayatta yüz yüze yapılan iletişimdir. İletişim araçları olarak kullandığımız kitle iletişim araçları, hayatımızın amacı değil, normal yaşamımızı sürdürürken kullandığımız bir araç olmalıdır.

Şu noktayı asla akıldan çıkarmamak gerekir. Etrafımızda gerçek anlamda bizimle iletişim kurmak isteyen sevdiğimiz insanlar var. Eşimiz, çocuklarımız ve arkadaşlarımız. Onların ihtiyacı olan ilgimizi sanal ortama aktardığımızda, iletişim kopukluğu yüzünden onları belki de ebediyen kaybedebiliriz.

Peki, sevdiklerimizi kaybetme pahasına böyle bir bedel ödemeye razı mıyız?

(0)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*