Menü

EVLİLİK VE EŞ SEÇİMİ

13 Mart 2012 - MAKALELERİM
EVLİLİK VE EŞ SEÇİMİ

“Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu, saçları taralı, dişleri fırçalanmış adam yada kadını sevmek kolaydır. Aslında aşk, aynı insanı, sabahın köründe uykudan uyandırdığındaki en sinirli hali ile de kabul edebilmek, aynı tuvaleti bir dakika arayla kullanabilmek, diz yapmış pijamalarıyla kanepede yastıklara sarılıp sızmışken bile şefkatle okşayabilmektir.”

Can DÜNDAR

İnsanlara neden evlendiniz diye soru yöneltildiğinde bir çoğu aşık olduğum için evlendim cevabını verir. Halbuki aşk, Can Dündar’ın da sözlerinde belirttiği gibi insanı her haliyle sevebilmesidir.

Evlilikleri ayakta tutan tek şey aşk değildir. Sevgi, saygı, hoşgörü ve fedakârlık aşkı besleyen duygulardır ve bu duygular evlilik ağacının köklerini sağlamlaştırır.

Başarılı evlilikler konusunda yapılan bir ankette katılımcılardan birisi, “İnsanın evi, utanmadan zayıflıklarını ortaya koyabildiği, garipsenme korkusu duymadan övünebildiği, aşağılanmadan yanlış yapabildiği yerdir” demiştir. İşte işin belki de en önemli püf noktası budur. Karşımızdaki insanı olduğu gibi kabul etme. Onu belli bir kalıba sokmadan O olduğu için sevmek ve saygı duymak.

Nişanlılık ve flört devresinde hoş görülen davranışlar, evlilik başlayınca sorun teşkil etmesinin altında yatan nokta, ben onu evlendikten sonra değiştiririm düşüncesidir. Bu düşünceyle hareket eden çiftlerin evliliklerinin daha ilk aylarında sorunlar başlar.

Doğru insan yoktur! Doğru insanı bulamadım sözleriyle çok karşılaşırız. Peki doğru insan, kime göre doğrudur? Tabiki kişilerin beyinlerinde şekillendirdiği kalıba göre doğrudur. Böyle bir insanı bulmak zordur hatta imkansızdır. Bu tarzda düşünen kişiler, evliliği bizlik olgusundan çıkarırlar.

O kişi için evlilik kendi doğruları etrafında hareket eden insan ile kurulmuş bir yuvadır. Ama böyle bir kişi yoktur. Eşi onun her sözünü her davranışını hoşgörse dahi bir müddet sonra içinde hazmedemediği bu duygu ve davranışlar patlak verir. Bazen eşler incir çekirdeğini doldurmayan konulardan tartışıp boşanabiliyorlar. Ancak bantı daha gerilere sardığımızda, üstü kapatılan, bastırılmaya çalışılan bir çok sorunun biriktiğini, sonraki bir kıvılcımın bu barutu ateşlediğini görüyoruz.

Evliliğe adım atacak kişiler şu hususlara biraz daha dikkat etmeleri gerekir;

Hem kendinizin hem de karşınızdaki kişinin duygusal ve psikolojik bakımdan evliliğe hazır olup olmadığınızı anlamaya çalışın.

Evlilikten beklentilerinizi, ne anladığınızı konuşun ancak konuşmalarınızda samimi olun, çünkü evliliğin temel taşlarından biri de güvendir. Bir eş olarak siz ondan, o sizden neler bekliyor paylaşın. (aldığınız yanıtlar sizi tatmin etmiyorsa ben onun fikirlerini değiştiririm diye düşünmeyin. )

Kişisel alışkanlıklarınız hakkında konuşun. Farklı davranışlara karşı nasıl tepkiler verebileceğini sorun. Sizi üzen ya da hoşnut eden davranışların neler olduğunu paylaşın.

Gelecekten neler beklediğini, dolayısıyla sizinle evlendiğinde sizden maddi ve manevi anlamda neler beklediğini sorun.Sizin yapacaklarınızı ve yapamayacaklarınızı açık ve net olarak söyleyin.Karşınızdaki insanla paylaşabileceğiniz ortak özellikleriniz var mı yok mu bunu anlamaya çalışın. Burada ince bir nokta var, elbette her kişinin kendine ait hobileri ve ilgi alanları vardır. Birkaç ilgi alanının farklı oluşu saygıyı beraberinde getirmezse tartışmalara sebep olacaktır. Onun için kişilerin ilgi alanları, abartılmadığı müddetçe doğal karşılanacak durumlardan biridir. Bu, karşımızdaki insana duyduğumuz saygıdır. Böyle durumlarda genelde toplum olarak birbirinizin dengi değilsiniz de o yüzden oluyor gibi söylemlerle karşılaşılabiliniyor.

Öncelikle şu akıllardan çıkarılmamalıdır. Evlilik bizim evliliğimizdir toplum için kurulan bir evlilik değildir.Toplum gelenek ve görenekleri önemlidir ancak her şey de kural değildir.

Evlilikte denklik önemlidir ancak denkliği belli şekillere sokmak bana hep ters gelmiştir.Şayet düşünce yapınız birbirinizle uyuşuyorsa, paylaşacağınız ortak özellikleriniz çoksa biri üniversite mezunu olmuş diğeri lise mezunu olmuş önemli değildir. Önemli olan kişilerin birey olarak her alanda kendini yetiştirip yetiştiremediğidir. Ortak paylaşımlarınız, konuşabileceğiniz konuların, görüşlerin paylaşılabilir olmasıdır denklik.

Evlilikleri birbirinin üzerine hakimiyet kurma mücadelesi olarak görmeye devam edildikçe, çatışma ve sataşmalar hiç bitmez.

Evlilik kadın ve erkeğin birbirinin tamamlamasıdır. Ortak paydalar, ortak değerler vardır.

Dalgasız deniz elbette olmaz ancak dümenin kontrolü kaybedilirse gemi o dalgalara mağlup olup batar. Burada dümenin kontrolünden kastım, öfke kontrolüdür.

Bir velî bir deli rolünü başarıyla oynadığımız müddetçe evlilikler sarsılmaz. Bir veli ile bir delinin hikayesini de gelecek yazımızda paylaşmak ümidiyle

(0)

Etiketler:, , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*