Menü

BİR DELİYE BİR VELİ YAKIŞIR

21 Mart 2012 - MAKALELERİM
BİR DELİYE BİR VELİ YAKIŞIR

Ebu Müslim Havlani bir toplulukta konuşulanları sessiz sedasız dinlemektedir. Toplulukta bulunan erkeklerin hepsi de eşlerinden şikâyet etmektedirler. İçlerinden biri Ebu Müslim’e dönerek:

-Buldun veli gibi kadını sesin sedan çıkmaz tabi diyerek serzenişte bulunur.

Ebu Müslim hafif tebessüm ederek:

-Benim eşim veli değildir ki, hatta bu gün evden çıkarken deliliği de üzerindeydi der.

Diğeri;

-Peki, durum böyle ise sen nasıl tahammül gösterebiliyorsun der.

Ebu Müslim;

-Biz evlenirken eşim ile bir anlaşma yaptık. Evliliğimiz süresince mutlaka şu ve ya bu sebepten zaman zaman öfkelenebiliriz, öfke hali insana zuhur edince akıl vücudu terk eyler, insan yarı deli bir hal alır onun için ikimizden birine bu öfke hali geldiğinde, karşısındaki hemen veli rolünü üstlenip sesini çıkarmadan sabretsin ta ki öfke hali bitip akıl tekrar yerine gelinceye kadar. Sonra da konuyu konuşarak çözüme kavuşturalım dedik ve yıllardır da böyle yapmaya devam ediyoruz. Onun için de gül gibi geçinip gidiyoruz der.

**************************

Evet, dostlar öfke aslında doğal ve her insanda görülebilen bir duygu. Bizi deliliğe sürükleyen öfke ise dozunun aştığı aklın gittiği bir durum.

Evliliklerde yaşanan en büyük sorunlardan birisi de öfke kontrolünü sağlanamayışındandır. Günümüzdeki yaşam şartları, iş stresi, maddi sıkıntılar, her birimizi patlamaya hazır bir bomba haline dönüştürmekte.

Sabahtan akşama kadar işyerinde, birçok insana makul karşılar, hoşgörüyle yaklaşırız. Müşterimize, patronlarımıza, işimizin gerektirdiği ilişkilerin her aşamasında birer melek oluruz. İnsanların sevdiği takdir ettiği bir hale bürünür sempatik olmaya çalışırız. Kimi zaman çok sinirlensek de, bunu asla karşımızdaki insanlara hissettirmeyiz. Bu halimiz işimizden çıkıncaya kadar devam eder, işten çıktıktan sonraki trafik kitlenmeleri, anlayışsız şoförler, toplu ulaşım araçlarının geç gelmesi gibi sorunlarla evimize ulaşırız.

Eve gelmenin rahatlığını yaşayacağımıza birden bambaşka bir insan oluveririz. Sanki bütün sorunların sebebi, eşimiz ya da çocuklarımızmış gibi onların her hareketini, her sözünü tersleriz. Yemeğin tuzu biraz az gelmiş olsa kıyameti koparır, işi beceriksizliğe kadar götürürüz.

Çocuğumuz biraz sesli oyun oynamaya başlasa, “Akşama kadar kafam şişti, biraz sessiz ol” diyerek çocuğun en doğal hakkı olan oyun oynama hakkını ortadan kaldırıveririz.

Size sevgiyle yaklaşan eşinize surat asar, olmayacak şeyden hırgür çıkarırız. Canını sıkan bir şey mi oldu diye sorsa bize, anlatsam anlayacak mısın ki diye de aşağılamaya kalkarız.

İster kadın olalım ister erkek, dışarıda konuştuğumuz, muhatap olduğumuz insanlara gösterdiğimiz saygıyı, hürmeti maalesef bizim can yoldaşımız, hayat arkadaşımız eşlerimizden, güzel yüzlü çocuklarımızdan esirgiyoruz.

En büyük zaafımız ise işin stresini eve getirmemiz. Patlamaya hazır bir bomba ve onun bu haline belli bir noktadan sonra tahammül edemeyen bir eş ve çocuklar.

Sonucunda büyük kavgaların, şiddet ve boşanmaların gerçekleştiği yaralı yuvalar.

Kişi zaman zaman zor bir gün geçirip öfkeli olabilir. Karşısındaki eşi ve çocuğu bu durumu anlayışla karşılayıp susabilir ancak bu durum her gün tekrarlanıyorsa biraz düşünmekte fayda var.

Evinizdeki bireyler, eşiniz, çocuklarınız sizin stres topunuz değil. Onlar evinizin, yüreğinizin en kıymetlileri. Onlar size sunulan özel emanetler. Emaneti koruyup gözetmek gerekir.

Dış ortamdaki kişilere gösterdiğiniz ilgi ve sevginin hatta hoş görünün kat kat fazlasını eşiniz ve çocuklarınız hak ediyor.

Öfke, bize dış faktörlerin tetiklemesi sonucu zuhur eder. Ancak bunu azaltıp karşılıklı bir veli bir deli rolünü uygulayarak hayatımıza yansımasını sağlarsak daha mutlu ve huzurlu bir aile hayatına sahip olabiliriz.

Evimizin kapısının önüne hayali bir dert ağacı yapmaya ne dersiniz dostlar. Gelecek yazımızda hayali bir dert ağacının faydalarını ve nasıl olacağını paylaşacağız.

Huzur ve sevgi yuvanızı aydınlatıp kuşatsın.

(4)

Etiketler:, , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*