Menü

ÖĞRENMENİN FARKLI METODLARI

16 Nisan 2012 - MAKALELERİM

Hayatımız boyunca sürekli bize neleri yapamayacağımızı öğrettiler. Başarısızlığı beyinlerimizi nakış nakış işlediler. Atalet hali üzerimize bir yapıştı ki kurtulabilene aşk olsun.

Özellikle okul yıllarında sayısal içerikli derslerin zorluğu beyinlere kazıldı. Ön yargılarla yaklaşılan bir ders haline geldi bu dersler. Özellikle matematik, fizik ve kimya dersleri tüm öğrencilerin korkulu rüyası oldu. Öyle şartlandırıldı ki bu gençler, çalışsak da yapamıyoruz haline geldiler.

Ezbere eğitime hep karşı olmuşumdur. Okul yıllarında sürekli bir şeyler ezberlettiler. Ezberlediğimiz her formül, metin aklımızdan uçtu. Beyin denilen derin havuzun içinde kayboldu. Aramak istediğimiz zaman ise hep başka formül ve metinlerle karıştı. Sonucunda ise başarısız öğrenciler doğdu.

Sorun derslerde değildi aslında. Sorun derslerin öğrenme şeklindeydi.

Beynimizi boş bir arsa olarak hayal edin. Öğrendiğiniz her bilgiyi kategorilerine göre bu arsada imar edilen binalar olarak düşünün, fizik binası, matematik binası, kimya binası, coğrafya v.s

Öğrenilen her bilgiyi dallarına göre bu binaların içine yerleştirin. Yerleştirirken de bilginin yapısına göre simgeler verin. Mesela;

Fizikte kuvvet formülünü öğreneceksiniz. Kuvvet denince benim aklıma ağır sert bir kayayı itmek için harcanan güç geliyor. Ozaman zihnimizde bu kayanın üzerine kuvvet formülünü kazıyalım ve fizik binasının içine atalım. Bu formül bize lazım olunca da beynimizin içindeki fizik binasından girip, kayayı alalım ve üzerini okuyalım. Bingo! Kayanın üzerine kazıdığımız formül bizim kuvvet formülümüz.

Diğer derslerimizde de bu yöntemi kullanabiliriz.

Bir tarih dersini ele alalım. Bir savaşı öğreneceğiz. Tarih binasının içine girelim. Bir sinema salonuna doğru ilerleyelim. Gösterimde olan filmin manşetinde bizim öğreneceğimiz savaşın adı yazılı olsun. Başrol oyuncuları da savaşacak iki ülkenin komutanlarının isimleri ve ülkeleri olsun. Yapım yılı ise savaşın tarihi; bu filmi izlemek için salona giriyoruz. Beyin sahnemizde savaşan iki ülke kumandanlarını, savaş sebeplerini ve savaşı canlandırarak izliyoruz. Bir kişi de arkadan anons ediyor “yıl… “ işte o esnada o savaşı yaşamaya başlayın. Allah Allah nidalarını, kılıç darbelerini ve seslerini bu savaşın sonunda ne olduğunu. Kişileştirmeler yaparak sonuçları da canlandırın. Filmi bitirin. Ara ara bu tarih binasına bu filmleri seyretmeye gelin. İnanın bana izledikçe keyif alacaksınız. Tarih sizin en çok sevdiğiniz dersler içine girecek.

Daha önce de belirttiğim gibi birçok dersi bu format eşliğinde uygulayabilirsiniz. Denediğiniz zaman korkularınızın aslında tamamen sizin beyinlerinizdeki kalıplaşmış önyargılarınızdan kaynaklandığını göreceksiniz.

Bütün bir salamı tek seferde bitiremeyeceğiniz gibi, tüm dersleri de biranda bitirip öğrenemezsiniz. Hâlbuki parçalara ayırarak düzenli olarak çalıştığımızda daha az zamanda, daha az enerji sarf ederek bitirmenin hazzını yaşayacaksınız.

Öğrencilerle sohbetlerimde onlara ilk söylediğim şey; “ hayatınızı bir program dâhilinde yaşamaya çalışın.” Olur.

Bir gün öncesinden, ertesi günü yapacaklarınızı, çalışacağınız dersleri, dinlenme vakitlerinizi saati saatine yazar uygular iseniz, hem zamanı verimli kullanmış, hem de hayattan zevk alarak başarıya ulaşmanın haklı gururunu yaşıyor olacaksınız.

Başarı uzakta değil, ancak eylemsizlikle başarının ayaklarınıza geleceğini zannediyorsanız, gerçekten yanılıyorsunuz.

Başarılarla dolu bir hayat sürmeniz dileğimle

(0)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*