Menü

RENGÂRENK BALONLAR UÇTU

18 Nisan 2012 - MAKALELERİM

Memur maaşları ve düzenlemelerinin tam bir yılan hikâyesine dönüştüğü günlerde, akşamdan uyuyup sabah kalktığında köşe yazarı olan benim gibi yazarların da bu konularla ilgili susamadığı bir gerçek.

Geçen hafta polis Teşkilatının kuruluş yıl dönümüydü ve balonlar yine havalarda uçuştu. Rengârenk balonların üzerlerinde; ek zamlar, özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirmeleri gibi konular yazılıydı. Ancak balonların üzerine yazıldığı için balonla birlikte uçup gitti. Ek zam da, özlük haklarının iyileştirilmesi de başka bahara (Polis teşkilatının kuruluş Yıldönümüne) kaldı.

Geçen gün bir yazı okudum, okuyanlarda anımsayacaktır. Polislerin hepsi mi tatile çıktı diye bir yazıydı. Yazan arkadaşımızın ellerine sağlık. Özetle diyor ki yazıda;

Hangi diziyi seyretsem birkaç bıçkın delikanlı tarafından silahlar patlıyor, adamlar ölüyor ama ortalıkta polisten eser yok. Oysaki yabancı film ve dizilerde polis hep ön planda, hiç polisiye bir sahne olmasa dahi arka fonda caddeden geçen polis sirenlerini mutlaka duyarsınız. Çünkü polisin her zaman görevde ve oradaki yaşayanlarında bu yüzden hep güvende olduklarını hissettirmektir amaç. Bizim ülkemizde kendi göbeğini kendin kesebiliyorsan güvendesin imajı verilmeye çalışılıyor.

Birebir aynı cümleleri kurmasam da yazı özet olarak bunu anlatıyordu. Bu bana şunu hatırlattı. Eskiden Türk filmlerini izlerken olaylar olur biter, ölen ölür kalan sağlar bizimdir misali olduktan sonra polis siren çala çala gelir ve filmi izleyen seyirciler de hep şunu derlerdi; “Her şey oldubitti Türk Polisi geldi.”

Yıllarca beyinlerimize bu imaj kazınmaya çalışıldı ve görünen o ki hâlâ da kazdırılmaya devam ediliyor.

Oysaki bugün Emniyet Teşkilatımızın değerli mensupları, her gün operasyondan operasyona koşuyor. Yaptıkları işlerle büyük eylemlerin önüne geçiyor. Daha dün İstanbul Emniyeti ‘ne bağlı ekipler mezarlıktan patlayıcılar buldular. Bu patlayıcılarla yapılacak eylemin bilançosunu düşünmek bile istemiyorum.

Doğu Anadolu da Özel Harekât ekiplerinin terör örgütünü çökertme çalışmaları başarılı bir şekilde devam etmekte. Nice kahramanları Şehit verdik bu olaylarda.

Güveni ve huzuru sağlamayı ilke edinene bir teşkilatın bu kadar üzülüp, ezdirilmesine tahammül edemiyorum.

Onlar görevden kaçmıyorlar ancak şartlarının iyileştirilmelerine de biraz olsun hak etmiyorlar mı?

Her gün hepsi birer canlı hedef olarak görev yapan, akşam eve dönüp dönemeyecekleri meçhul olan bir devlet memurunun sıkıntılarının görmezden gelinmesi, verilen sözlerin yerine gelmemesi ne kadar adaletli.

Hani üvey evlatlar vardır. Yediği, içtiği, giydiği hatta oturup kalktığı karışılan, yaptığı işten hiçbir takdir görmeyen, senin vazifen bu yapacaksın tabi diye de azar işiten, yılda bir defa doğum günlerinde yüzeysel pohpohlanan kişiler vardır. Ne yapsa öz evlat derecesine yükselemez. Bilemiyorum dostlar benimki sadece bir teşbih. Ne derler bilirsiniz teşbihte hata olmaz.

NURAN TAYDAŞ ÇAL

(0)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*