Menü

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK

25 Nisan 2012 - MAKALELERİM

 

Daha çocukluk yıllarında kırılan cesaretler, ileriki yaşlarda atalet(eylemsizlik) hali olarak bize geri döner. Çünkü bize hep neyi yapamayacağımız öğretilmiş, giriştiğiz her eylemin karşısına engeller konulmuştur.

En basit örnekten başlayalım, bir çocuk mutfakta annesine yardım etmek için peşinde dolanıyor;

“Anne tabakları ben götüreyim.”

Anne;

“Olmaz kırarsın takım bozulur.”

Çocuk:

“O zaman sürahiyi götüreyim.”

Anne:

“ Sakın ha! Döker her yeri ıslatırsın”

Bu diyalogu küçük yaşlarda her anne ve çocuk arasında hemen hemen yaşanır.

Yaşlar ilerledikçe, yapabileceklerimiz değişir ancak onlara da çeşitli engeller gelir.

Küçük hatalardan, büyük kıyametler koparan ebeveynler, çocuklarının özgüven gelişimine attıkları darbelerin farkına varamazlar.

Özgüven, çocukluk yıllarında oluşur. Hayaller, fikirler de bu yıllarda ortaya çıkar ancak “YAPAMAZSIN” , “SAÇMALAMA”, “GERÇEKÇİ OL” kelimeleri ile babadan oğla geçen öğrenilmiş çaresizlik hareketi, kişilerin eylem kaslarını bağlar.

Öğrenilmişlik çaresizliği inceleyen bilim adamlarının yaptığı bir deney konuyu daha iyi anlamamıza sağlayacaktır.

Büyük bir akvaryuma bir köpek balığı konur. İyice acıkması için bir süre beklenir ve açlıktan gözü dönmüş bir halde olan bu balığımızın yanına yiyebilmesi için başka bir küçük balık konur. Acıkan köpek balığı, hemen diğer küçük balığa saldırır ancak o da ne balığa saldırdığı anda başını sert bir cisme çarpar. Çünkü bilim adamları, köpek balığı ile diğer balığın arasına camdan bir set koymuştur. Köpek balığı saatlerce küçük balığa ulaşmak için girişimlerde bulunur ancak sonuçta cam engeliyle karşılaşır. Saldırmaktan gücü tükenen köpek balığı artık tepki vermez. Çünkü her seferinde canını acıtan bir engelle karşı karşıya kalmaktadır. Aradan zaman geçer, bilim adamları aradaki cam engelini kaldırır. Köpek balığı istediği anda küçük balığı yiyebilecektir fakat küçük balığı yemek için hiçbir girişimde bulunmaz. Hatta küçük balık yanından geçse dahi ona dokunmaz. Çünkü köpek balığımız çaresiz olduğunu öğrenmiştir. Tekrar tekrar denemelerinin sonucunda elde ettiği büyük acıdan yılmış, aynı acıyı yaşamamak için yeni bir girişimde bulunmamıştır.

Bu örnek bize çok da uzak değildir aslında. Öğrenilmiş çaresizlik bugün birçok kişiyi esaret altına almıştır. Hepimizin zaman zaman denemekten usandığımız, yılma noktasına geldiğimiz durumlar olmuştur. Yaptığımız en büyük hata, şartların değişmiş olabileceği ihtimalini gözden kaçırmamızdır.

Koyduğumuz bir hedefe ulaşabilmek, istediğimiz başarıyı elde edebilmek, sürekli bir çaba gerektirir.

Etrafımızdaki insanların negatif düşünceleri bizim enerjimizi düşürür. Başarılı kişilerin hayatlarını incelediğimizde, hemen hepsinin bu tip negatif düşünceli insanlarla karşı karşıya kaldıkları görülmüş ancak onlar, yılmadan amaçları doğrultusunda azimle ilerlemişler ve hedefe ulaşmışlardır.

Başarısızlıkları bahanelerle örtme çabasına girdiğimiz kadar, başarılı olmak için çalışılsaydı bu gün bu noktalara gelinmezdi.

Neden başarılı olamıyoruz sorusunun en güzel cevabı, neden harekete geçmiyorsunuz olacaktır.

Harekete geçin, içinizdeki coşkuyu canlı tutup harekete geçin. Bir kapıyı kırk kez çaldınız açılmıyor mu, ozaman kırk kapıyı birer kez çalmayı deneyin. Çalışmada süreklilik ve istikrar başarının anahtarıdır.

Başarı dolu bir ömür dileklerimle….

(0)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*