Menü

ARABESK KÜLTÜRÜNÜN HAYATIMIZA YANSIMASI

27 Nisan 2012 - MAKALELERİM

Hayata karamsar bakanlardan mısınız?

Eğer gerçekten hayata karamsar bakanlar grubundansanız, arabesk kültürünü çocukluğunuzdan içinize sindirmişiniz demektir.

Genelde toplum olarak bu kültürü hayatımızı yansıtmışızdır. Hemen hemen her kamyonun arkasında; “Batsın bu dünya”, “Sensiz ölürüm” Ben bu dünyaya neden geldim” gibi yazılan cümleleri görürüz. Bir dönemin efsane şarkı sözleri olan bu cümleleri sadece yazmakla kalmayıp, hayatlara da yansıtmamız işin başka bir acı boyutu.

Geçmişten beri meyhaneler, barlar dertlerinden içen insanlarla dolu. Derdinin dermanını içki kadehlerinde, acılı arabesk müziklerinde arayan tek toplum olduğumuzu düşünüyorum.

Adama soruyorlar ;

“Neden içiyorsun?”

Adam ;

“Bendeki dert sende olsa şişesi ile götürürsün”

Aslında kendisi de biliyor, içtiği içkinin, dinlediği müzik ile efkarlanmanın derdine derman olmayacağını yaptığı sadece beynini uyuşturarak unutmak ya da benim deyişimle acısından zevk almaya çalışmak.

Yaptığımız en büyük hatalardan biri de düştüğümüz yerden tekrar ayağa kalkmak için harcayacağımız enerjiyi, unutmak ve uyuşturmak için harcıyoruz.

Bugüne kadar kaç tane fikri beyinlerimizi uyuşturarak yok ettik.

Kapanan kapının arkasından okadar uzun süre bakıp kalıyoruz ki, yeni açılan kapıların farkına varamıyoruz.

Karıncanın bir tanesi, bir su birikintisinin içine düşer ve der ki;

“Eyvah dünyayı sel aldı”

Hepimizin derdi kendimize büyük, başımızı bir kaldırıp bakabilsek bizden daha büyük dertleri olan nice insanları göreceğiz.

Benim derdim var ancak biliyorum ki derdimden de büyük Allah’ım var.

Hayatı yorumlarken, hayatı ıskalıyoruz. Sorunlara okadar gömülüyoruz ki, etrafımızda yaşanan güzelliklerin farkına varamıyoruz.

Bize bahşedilen hayatın estetiğini, kararan düşüncelerle kaybediyoruz.

Nefes alıp verdiğimiz müddetçe hep bir umut vardır.

Hayata kahretmek, kadere isyan etmek farkında olmadan bizi uçuruma sürükler.

İnsana verilen en büyük nimet, akıl nimetidir. Aklını kullanabilen, kullanırken de harekete geçen, çaba harcayan hiçbir insanın elleri boş çevrilmez. Yeter ki yöneleceği yeri iyi bilsin.

Derdinin sonunda varacağın kapı seni rezilliğe yöneltiyorsa, elinde sadece, kaybedilmiş bir itibar ve boşa harcanan bir zaman kalacaktır.

Dinlediğimiz her müzik, okuduğumuz her kitap, seyrettiğimiz her film bizim ruhumuzu olumlu ya da olumsuz etkiler.

Geçmiş senelerde “ Allah belanı versin” “Allah seni kahretsin” diye bir şarkı birçok gencin dilindeydi.

Duydukça tüylerimin ürperdiği bir şarkıydı. İşin kötü tarafı, bu şarkının en çok istek alan ve dinlenen parçalardan biri olmasıydı.

Bela okumanın, belayı çeken bir yanı olduğunu bilmeden bilinçsizce söylenen bu sözlerin insanın ruhunda yansıttığı olumsuz duyguları düşünürsek, ne anlatmak istediğim daha iyi anlaşılacaktır.

Hayat acımasız değildir dostlar, hayatı acımasız hale getiren yine insanlardır.

Bugüne kadar her şeyden şikayet ettik.Kaçırdığımız tek nokta, şikayet edilen bir insan olmamamız için kendimizi düzeltme çabasına giremeyişimizdir.

Dünyayı düzeltmek istiyorsak, önce kendimizden başlamamız daha doğru olmaz mı dostlar ne dersiniz?

Sevgi ve umutla kalın.

(0)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*