Menü

BAKAN AMA GÖREMEYEN

4 Mayıs 2012 - MAKALELERİM
BAKAN AMA GÖREMEYEN

Bakmak ile görmek arasında ince bir nüans vardır. Herhangi bir duruma ve ya olaya bir bakıp ta gören inceleyen ve sorgulayan vardır, bir de görmek istemeyen bakan vardır.

Bu görmek istemeyen bakanlar grubu biz yazarları pek sevmezler. Çünkü genelde durum ya da olayı yaşayanların yanında olur, sorunları irdeler istemedikleri halde görmelerini sağlamak için uğraşırız.

Çünkü işini seven her insanın bu topluma katkı sağlayacağını biliriz. Huzurun sağlanabilmesi için, işini seven insanlar topluluğuna ihtiyacımız vardır.

Bakan ama göremeyenler, nedendir bilinmez tepkisiz kalırlar, bana dokunmayan yılan bin yaşasın hesabını mı güderler orası hiç belli değil.

Durumu yaşayanlar da onurludur, dilenmezler sadece haklarını isterler. İyi olanaklar sunulmasını isterler. Hepsi de bulundukları konuma gönüllü katılmışlardır. Aşkla çalışırlar ancak aşkları, ilgisizliğe kurban gider. Ne yapsınlar susarlar. Çünkü gelecekleri iki dudak arasından çıkacak sözlere bağlıdır.

Birçok acı yaşarlar, can yoldaşlarını kaybederler de bağırlarına taş basarlar. Gözlerinden akıttıkları yaşları okuyabilene çok şey anlatırlar aslında.

Bakan ama göremeyenler de tarifsiz methiyeler düzerler. Ancak dedim ya bakıp ta göremedikleri için bukadarla sınırlı kalırlar.

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, benim gibi akşam yatıp sabah yazar olanlar da inadına bu bakan ama görmeyenlerin görmeleri için uğraşıp dururlar.(Belki bir gün bizi fena görecekler ancak ilkemizden taviz veremeyeceğimiz için, her cefa hoştur diyeceğiz.)

Sorunlar dizilmiş, boyu aşmış. Susmaları kâr bilinmiş bu insanların. Ajitasyon yaptıklarını söyleyenlere en güzel cevap, bir “Türk Polisi” asla acınacak duruma düşmez. Ne bir sadaka istiyorlar ne de ayrıcalık, sadece hakları olan özlük haklarının düzenlenmesini, çalışma şartlarının standartlara uygun haline getirilmesini istiyorlar.

Bakan ama göremeyenler de dâhil olmak üzere evimizde huzurlu bir şekilde uyuyabiliyorsak onların sayesinde olduğunu unutmamalıyız.

Bir polis dostumuz aylardır eşkıyaların elinde tutulurken, hiçbir çaba harcanılmaması bu konunun gündeme bile getirilmeyişi benim içimi acıtıyor. Çünkü kendimi O polisin ve ailesinin yerine koyuyorum ve dehşete düşüyorum. Çok şükür ki hâlâ bir vicdanım var da sızlayabiliyor.

Ne diyeyim dostlar, bakan ama görmeyenler utansın. Kalemimin sivriliği sadece can acıtana dokunur.

Can acıtmadan yazacağım günleri hasretle bekliyorum.

Sağlık ve huzurla kalın dostlar.

(0)

Etiketler:, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*