Menü

HAYAT MÜSABAKASI

18 Mayıs 2012 - MAKALELERİM
HAYAT MÜSABAKASI

Başarılı olmak kadar başarıyı taşıyabilmek ve tevazu sahibi olabilmek de çok önemlidir.

Kişi bazen öyle bir noktaya gelir ki, hayallerine kavuşmuş olmasının verdiği başarı sarhoşluğu ile bazen bilerek bazen de farkında olmadan kibrin pençesine kaptırır kendisini.

Kibir; kişinin elde ettiği başarı ve zenginliğin kendisine mal ederek, tek sahibinin kendisinin olduğunu düşündüren duygudur.

Kibri ile hareket eden kişi bir müddet sonra hiçbir şeyden zevk almamaya başlar. Aslında mutlu olması için her şeyi vardır ancak, kendisini herkesten, her şeyden üstün gördüğü için yalnızdır da.

Kibir hastalığına yakalanan insanların parayla satın alamayacağı tek şey huzurdur.

Huzuru yüreğinde taşıyan insanlar ise, tevazu sahibidir. Tevazuları sayesinde, etrafında dostları çoktur.

Tevazu sahibi olduğu için, her yeni bilgiye açıktır. Çünkü insanoğlunun bilgisinin, deryada sadece bir katre olduğunu bilir.

Tevazu sahibi, şükrü özünde yaşar. Kendisine bahşedilen her şeyin bir sahibi olduğunun bilincindedir. Öğrendiklerini ve kazandıklarını paylaşmayı sever. Bunun için de mutludur.

Mutluluk, hayatın güzelliklerini keşfetme sanatıdır. Sanatçısı mükemmel olan bir evrenin sanatına hayran olmamak da mümkün değildir.

Gerçek olan, bir gün hepimizin bu dünya limanından demir alıp yola koyulacağımızdır. Yarınımızın olup olmayacağını bilemezken, kibir bataklığında sörf yapmaya çalışmak, etrafımızdaki kişileri hor görmek cahillik alameti değildir de nedir?

……………………………..

Memleketin birinde genç bir adam varmış, sıkıntısı dağları sarmış. Fakat bizim genç adamımızın derdi biraz farklıymış. Memleketinde yaşayan bir bilgenin yanına varmış ve başlamış anlatmaya:

-Ben çok zengin ve başarılı bir kişiyim. Etrafta saygın bir kişiliğim var. Evliliğim de mükemmel. Genç yaşımda olmama rağmen, birkaç kez baba da oldum. Fakat tüm bunlardan dolayı ben de bir rahatsızlık baş gösterdi. Etrafımdaki herkesi küçük görmeye başladım. Okuduğum kitaplardan sıkılıyor zevk almıyorum. Çevremdeki tüm insanlar, varlıklar değersizleşti.

Yaşlı bilge sessizce dinlemiş anlattıklarını ve sormuş:

-Hiç zevk alarak yaptığın bir şey yok mu şu hayatta?

Genç adam biraz düşünmüş ve birden:

-Satranç oynamayı çok severim ancak çok iyi oynadığım için karşımda benimle oynayacak rakip bulamam.

Yaşlı Bilge:

-Güzel. Benim de bir öğrencim çok iyi satranç oynar. Beraber bir müsabaka yapın bakalım diyerek öğrencisini çağırır.

Satranç için hazırlıklar yapılmış ve oyuna başlayacakları anda

yaşlı bilge birden:

-Yalnız bir şartım var. Yenilen oyuncunun kafasını kendi hançerimle koparacağım kabul ediyor musunuz?

Öğrencisi hiç düşünmeden:

-Tamam, efendim olur der.

Genç adam biraz ürkmüştür ve korkak bir sesle;

-Tamam diyebilir.

Öğrenci gerçekten çok iyidir oyunda. Genç adamın yaptığı her hamleyi boşa çıkarıyordur.

-Bizim her şeyi bilen gencimiz, buram buram terlemeye başlar. Oyunu kaybedeceği kesinleşiyordur ve birden ölüm korkusu sarar yüreğini. Öğrenci son hamleyi yapıp oyunu kazanacakken, geç adam korkudan büyümüş gözleriyle, bilgenin gözlerine bakar. Yaşlı bilge birden, eliyle satranç tahtasını vurup bütün taşları dağıtır ve:

-Yeter oyun bitti, hiç kimsenin kafası kesilmeyecek.

Genç adam mahcup önüne bakarken;

Yaşlı bilge genç adama dönerek;

-İşte tekrar içindeki tutkuyu yakaladın ve kimseyi küçük görmemen gerektiğini anladın. Ölümü hissettin evlat. Ölümü hissettiğin için etrafındaki her şey yeniden değerlendi ve onları kaybedeceğinden korktun. Unutma! Her zaman senden daha üstünü vardır ve her an bu elindekiler senden geri alınabilir.

**********************

Huzurla kalın dostlar.

(3)

Etiketler:,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*