Menü

KÜRTAJ YASAĞI ÜZERİNE TESPİTLER

11 Haziran 2012 - MAKALELERİM
KÜRTAJ YASAĞI ÜZERİNE TESPİTLER

 

Kürtajın yasaklanması, gündeme geldiği günden beri en çok konuşulan konular arasında yerini aldı.

Birçok yazar konuyu gündemine alıp eyleme dönüştürdü.”Benim bedenim benim kararım” sloganlarıyla bedenler üzerinden eylem yapılmaya başlandı.

Her şey normal gibi görünüyor. Sonuçta demokratik bir ülkede yaşıyoruz. Her insan özgür düşüncelerini ve hareketlerini yansıtabilir. Kamuoyu oluşturur, bu konu ile primini artırır, adını ön plana çıkarır v.s.

Ancak saygı duyma noktasına geldiğimde o kişinin insan oluşuna saygı duyarım. Fikirlerini kabul etmem söz konusu olamaz. Bedenim üzerinde karar verme yetkimi, bedenimi sergileyerek almam.

Kaldı ki bu beden benim değil bana emanet. Tıpkı ruhum ve vücudumun diğer uzuvları gibi bana verilen bir emanet. Sahibi bir gün gelecek ve bu tendeki canı alacak. Ozaman bu beden benim bu kararı ancak ben verebilirim diyemeyeceğim. Bugün bu canı alamazsın müsaade etmiyorum diyemeyeceğim. Emaneti, vakti saatinde sahibine iade edeceğim.

İnancım gereği böyle düşünüyorum. Bunun yanında, bu cana ve bu bedene kendi iradem ile vereceğim zarardan da mesul tutulacağım. Düşünün bir kere, biri size geri almak şartı ile eşyasını, parasını ya da sevdiği bir şeyi emanet ediyor. Siz o emaneti sahibine geri verinceye kadar özel ihtimam gösterip üzerine titriyorsunuz ki başına bir şey gelmesin. İşte bu can da, beden de aynı şekilde Rabbimizin bize bir emaneti ve bu emanete ihanet edemeyiz.

Başka bir mesele de evlatlarımız meselesidir. Evlatlarımızda bize Rabbimin birer emanetidir. Onun için onun her hareketinden sorumluyuz. Yaptığı iyilik ve kötülüklerden mesulüz. Çünkü biz ebeveyniz. Onları topluma faydalı birer birey olarak yetiştirmemiz en önemli vazifelerimiz arasındadır. Durum böyle olunca bize verilen bu emaneti, ölümcül bir sağlık sebebiyeti yok iken aldırmak bana göre isyanın bir başka şeklidir.

Burada şu Nasrettin Hoca’nın meşhur testi hikâyesi aklıma geliyor. Testi kırılmadan önce atılacak bir tokat, kırıldıktan sonra atılacak tokattan daha fazla fayda vereceğidir.

Kürtaj yasaklanmalı mı? Yasaklanmamalı mı sorusundan önce, bu duruma gelmeden bu insanlar nasıl bilinçlendirilmeli noktasıdır.

Kürtajın bir aile planlaması yöntemi olmadığını, modern aile planlaması yöntemlerinin anlatılması gerekir.

Aile kavramının oturtulması için eğitimlerin arttırılması, kadının toplum ve aile içindeki rolünün sadece çocuk doğurmak olmadığı konusunun benimsetilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bunun yanı sıra, gayri ahlaki dizilerin özellikle gençlik dizilerinde flörtün, cinselliğin normalleştirilmesi, gençlerin buna teşvik edilmesi ya da özendirilmesi, sevginin kalpten bedene düşürülerek bağdaştırılması, kültür yapımıza ters gelse de bu sadece film diyerek izlenen ama gençlerin beyinlerine de farkında olmadan şırınga edilen dizi ve filmlerin önüne geçmeden kürtajı yasaklamışsınız yasaklamamışsınız kaç yazar.

Tecavüzcüler, bir kılıfına uydurup beraat ederken ceremesini kadın çekiyor maalesef. Mahalle baskısı, aile baskısı gibi durumlar yüzünden travmalar yaşayan gençleri koruyacak bir birim, bir yer olmadan ve de bu tecavüzcülerin önlemini almadan, biz doğan çocuğa bakarız demekle de bu iş olmaz.

Sağlıksız bir ortamda büyüyen bir çocuğun eğitimi nasıl olacak?

Her şey de olduğu gibi alt yapıları hazırlanmadan böyle bir yasak Türkiye de ne kadar doğru olur?

Siz yasal yollardan engellerseniz, sağlıksız ortamlarda bu iş yapılacak ya da parası olan yurt dışında bu işi halledecek.

Aile planlanmasından bihaber olan erkeklerin, eşlerine uyguladıkları baskı artacak.

Kürtaja, sağlık problemleri dışında son derece karşı biriyim. Ancak ben yaptım oldu yasaklarla da sağlıklı sonuç alınamayacağını düşünüyorum. Kürtaja sebep olacak etkenleri ortadan kaldırmak, çözümün bir parçası olacaktır. Siz bu alt yapıyı oluşturmadan tepeden inme yasaklar uygularsanız, ölümle sonuçlanabilecek vakalara da kapı aralamış olursunuz. Sinekleri yok etmek için önce bataklığın kurutulması gerekir.

Nüfusun artmasını kürtajı yasaklayarak yapamazsınız. Nüfusun artması için Ülke şartlarının, yaşam şartlarının iyileştirilmesi gerekir.

Şimdi devletin çocuk için ödediği paralara bir bakalım:

Sigortası olmayan muhtaç durumda olan ailelerin çocukları için sydv sosyal yardımlaşma dayanışma vakfı tarafından çocuk başına aylık aşağıdaki yardımlar yapılır.

İlköğretimde okuyan erkek çocuğa aylık 20 TL

İlköğretimde okuyan kız çocuğa aylık 25 TL

Ortaöğretimde okuyan erkek çocuğa aylık 35 TL

Ortaöğretimde okuyan kız çocuğa aylık 45 TL

Devlet memurunun aldığı çocuk yardımı:

0-6 yaş arası 33,09 TL

6 Yaş üstü 16,55 TL

Sigortalı Çalışanların çocuk yardımı ise:

Çocuk başına ortalama 40 TL dır.

Durum o ki nüfus artması hedefleniyorsa, bunun şartların

iyileştirilerek yapılması daha doğru olacağına inanıyorum.

Sevgi ve huzurla kalın dostlarım.

Kaynak : http://www.calismadunyasi.com/cocuk-yardimi

TWİTER : @SARENDE

WEB : nurancal.com

(1)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*