Menü

SAKLI BAHÇEMİZİ KORUYALIM

14 Haziran 2012 - MAKALELERİM
SAKLI BAHÇEMİZİ KORUYALIM

Gözlerimizi kapatıp kendimizi yemyeşil bir bahçede hayal edelim. Etrafımızda rengârenk çiçekler var. Çiçeklerin o müthiş kokusu, renk renk kuşların neşe dolu musikisi eşliğinde ruhumuzun dinlendiğini, kelebeklerin çiçeklerle dansını izleyelim.

Cennetin dünyadaki versiyonu olduğunu hissettiğimiz bu bahçeye birden kimyasal zehir saçan variller atılmaya başlanıyor. Kimyasal madde çiçekleri soldurup kurutuyor, kelebek ve kuşlar ölüyor. Cennet bahçemiz yavaş yavaş çorak bir araziye dönüşüyor. O huzurlu ve dingin halimiz bira anda kâbusa dönüşüveriyor.

İşte dostlar, zihnimiz bizim saklı bahçemizdir. Zihnimizin o müthiş güzelliğini, negatif düşüncelerle öldürüyor, hayatımızı kâbusa çeviriyoruz. Olumsuz duygu ve düşüncelerin her bir tanesi, beynimize gönderdiğimiz zehirli atıklardır. Her biri, huzur taşlarımızı yavaş yavaş yok eder. Sonunda öyle bir hale geliriz ki, biz bile kendimizden nefret etmeye başlarız.

Beynimiz günde ortalama 65 Bin düşünce üretir, yalnız bu düşüncelerin 55 Bini bir önceki günün düşünceleri ile aynı olması işin en ilginç tarafıdır.

Buradan çıkarılan sonuç ise, insan günlük düşüncelerine yeni düşünceler ekleyemiyor. Kalıplaşmış fikirler, negatif duygular öyle bir sarıp sarmalamış ki, bunlarla yatıp bunlarla kalkar olmuşuz. Sonucunda ise, yorgun bedenler, hayattan zevk alamayan insanlar topluluğu oluşmuş.

Zihnimizin güvenlik görevlisi olmanın vakti geldi de geçiyor.

Beynimize gönderdiğimiz düşünceleri biz kontrol edemez isek, başkaları çok rahat oraya zehirli atıklarını yerleştirecektir.

En büyük düşmanımız TV. Televizyon düşünme kapasitesini yavaşlatan bir unsurdur. Günün yorgunluğunu, TV karşısında atmaya çalışan bir insan, belli bir süre sonra kendini daha da yorgun ve halsiz hissedecektir.

Kullanılmayan beyin körelmeye, kurumaya mahkûmdur.

Açık havada alınan oksijeni, beynimizin koruma kalkanı gibi düşünebilirsiniz. Önemli kararlar almanız gerekiyorsa ya da bir problemin çözümü konusunda sıkıntıya düştünüz ise, açık havada yapacağınız yürüyüş çözüm olacaktır. Çünkü uzmanlar, beynin açık havada ve ayakta iken daha iyi çalışacağını söylüyorlar.

Yaradan’ın biz insanlara lütfettiği beynimizi boş ve zararlı her şeyden koruyarak, hayatımızı da daha yaşanılabilir bir hale getirebiliriz.

Düşündüğümüz ve hayal ettiğimiz fikirlerin gelecekte olma ihtimali çok yüksek. Onun için Zihnimize göndereceğimiz sinyallere dikkat etmeliyiz.

Satranç, sudoku vb gibi zihinsel aktiviteler, zihin jimnastikleri beynimizin çalışma kapasitesini artıracak unsurlardır.

Belki size komik gelecek ama normal hayatımızdaki alışkanlıklarımızı farklılaştırmak da beynin çalıştırılması konusunda etkili oluyor. Mesela dişlerimizi hep sağ el ile fırçalıyorsak bunu değiştirip sol el ile fırçalamak. Sağ elimizle yazı yazarken, sol el ile de yazı çalışmaları yapmak, saatimizi sürekli taktığımız kolumuzu değiştirmek, mümkünse gidip geleceğimiz yerlerin güzergâhlarını, aynı yerden değil de farklı yerlerden yapmak, çantamızı sürekli taşıdığımız kolumuzu ya da elimizi değiştirmek gibi basit yöntemlerde fayda sağlayacaktır. Denemekten ne kaybederiz ki

Zihinsel yorgunluklardan uzak huzurlu bir ömür, hepimizin en büyük ihtiyacı. Bugünden başlamaya ne dersiniz?

Huzur ve mutluluğunuz daim olsun dostlar!

(1)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*