Menü

HOŞGELDİN EY ŞEHR-İ RAMAZAN

18 Temmuz 2012 - MAKALELERİM
HOŞGELDİN EY ŞEHR-İ RAMAZAN

Ramazan-ı Şerif’in gölgesinin üzerimize düştüğü şu son günlerde, tatlı bir telaş başladı. Klasik bir söylem olacak belki ama benim çocukluğumun Ramazanları da yaz ayına gelmişti ve çok güzeldi.

Komşuluk ilişkileri başkaydı. Mahalle kültürümüz çok özeldi.

Ramazana son bir hafta kala mahallenin gençleri, çocukları yani bizler toplanır camimizi temizlerdik. Düğüne hazırlanan bir gelin misali aklar-paklardık camimizi.

Cami Hocamızın, temizlik sonrası aldığı o leziz karadutlu dondurmanın keyfi de bir başka olurdu. Eserini tamamlamış sanatçılar misali, temizleyip süslediğimiz camimizi keyifle izlerdik.Sonra da hangimiz daha çok çalıştı kavgasına tutuşurduk.Çocukluk işte..

Sahur vakti rahmetli anneciğimin hazırlıklarıyla güzelleşirdi.Eldeki malzemelerle neler hazırlardı neler.”Çok ye ha yoksa iftar saatine kadar dayanamazsın” derdi.

İftar saati yaklaşınca, mahallenin çocukları toplanır, benim babam senin babanı döver misali, “ben hiç susamadım okadar şey yaptım hiç acıkmadım “gibi laflarla orucumuzu kıymetlendirirdik.Son 1 dakika da itiraf ederdik nekadar çok susadığımızı. Topun atılmasıyla birbirimize hurmalar verirdik. Böylece birbirimizin orucunu açtırmış olurduk.Çünkü camimizin hocası böyle söylemişti. daha çok sevap kazanırsınız demişti.

Teravih namazına koşa koşa gidişimizi hatırlıyorum. Arada çekilen salâvatlarda gözümden akan yaşı dindiremezdim.

“Ağladın abdestin bozuldu” diyen arkadaşıma kızar, “sanki isteyerek mi ağlıyorum gözlerimden kendiliğinden akıyor” diye de söylenirdim.

Çocukluğumun saflığı ve güzelliğini artık bulamıyorum. Büyüdükçe kararan kalbimizi temizleyebilir miyiz bilmiyorum ama Ramazanın bu arınmada katkısının büyük olacağını düşünüyorum.

Azan bir nefsin terbiyesi, bedeni aç bırakıp ruhu doyurmakla mümkündür. Oruç bunun tek ilacıdır.

Tabii ki orucu aç kalmaktan ibaret saymak, hatta rejim yapmak için oruç tutmak gibi manasız tutulan oruçların ruhlara pek etkisi olmayabilir. Oruç ibadet maksadıyla yapılırsa bir anlamı olacaktır.

Çünkü oruç tutmak sadece yeme ve içmeyi kesmek değildir. Vücudumuzun tüm azalarına oruç tutturabilmek önemlidir.

Oruç, paylaşmaktır. Açın halinden anlayabilmektir.

Taşlaşan kalpleri yumuşatan bir ibadettir. Varlık zamanında yokluğu anlayabilmektir.

Vücudun ve ruhun arınması kadar, mallarımızın arınmasına da vesile olur. Ramazan ayında verilen fitre ve zekâtlar, bize bahşedilen malların sadakasıdır. Bilmeden karışan haramın, mallarımızdan arınmasıdır. En önemlisi şükrün göstergesidir.

Veren elin, alan elden hayırlı olduğunu hatırlatan, yetimlerin ve yoksulların yüzünü güldüren bir aydır bu ay.

Ramazan ayının her gelişinde, farklı bir hava sarar etrafı. Yılın on bir ayında dinden ve dini konulardan pek bahsetmeyen TV kanalları, yazılı basın dini programlar yapmaya başlar. Bir ay da olsa, herkesin dini bilgilerle meşgul olması beni mutlu ediyor.

Bu işi para için yapıyor olsalar bile, içlerinden bir kişinin bir şeyler öğrenip amel etmesi kadar güzel bir durum olabilir mi?

Millet olarak olumsuz bakmayı, ön yargılı yaklaşmayı okadar çok benimsemişiz ki, olaylara bu açıdan bakamaz olmuşuz.

Ramazanın müthiş iklimi bırakın sizi de sarsın.

Unutmayın herkes nasibi kadarını alır.

İftar saatinin yaklaştığı saatlerdeki tatlı telaşı yaşamak, saatlerce acıkan ve susayan bedenin ne kadar aciz olduğunu anlamış bir halde, bayramlıklarını bekleyen çocuklar misali masanın başında ezanın okunmasını beklemek….

Her iftar bence müminin bayramıdır. İftar saati şükür saatidir. Verilen her nimetin, her zerresinin yokluğunda neler hissedeceğimizi öğreten kıymetli vakitlerden biridir.

Sonuç olarak oruç, sadece aç kalmaktan ibaret olan bir ibadet şekli değildir.

Namaz, Kuran, fitre ve zekâtlarla zenginleşen; vücudu, ruhu ve malı arındıran bir ibadettir. Bu şuur ile geçirilmesi ise çok önemlidir.

Şimdiden Tüm dost ve okurlarımızın Ramazan-ı Şerifi mübarek olsun.

(0)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*