Menü

ŞİDDETİN BAHANESİ OLUR MU?

18 Ağustos 2012 - MAKALELERİM
ŞİDDETİN BAHANESİ OLUR MU?

Bazen toplum olarak hangi kelimeyi nerede kullanacağımızı bilmiyoruz ya da kasıtlı olarak kullanıyoruz. Mesela “terör” kelimesini ele alalım. Bu kelimeden halk olarak nefret ediyoruz. Çünkü gencecik fidanlar bu terör belasına kurban gitti. Nice ocaklar söndü, nice yavrular öksüz kaldı.

Peki, bizim hem bukadar nefret ettiğimiz ama bir okadar da gündelik hayatta kullandığımız bu kelimenin anlamı nedir bir bakalım;Terör; kaynaklarda yer alan bilgiye göre siyasal, dinsel ve ya ekonomik hedeflere ulaşmak amacı ile sivillere, resmi kurumlara ve kişilere, yerel yönetim ve genel yönetimlere uygulanan her türlü şiddet, silahlı saldırı ve güç kullanılan yoldur. Terör örgütleri genç, yaşlı, çoluk çocuk demeden öldürür. Terör gruplarını oluşturan kişilere de terörist denir.

Bu açıklamayı nereye getireceğim; İzmir de bir polisin silahından çıkan kurşun ile 1 kişi vefat etmiş 3 kişi de yaralanmıştı. Hiç kimsenin tasvip edemeyeceği bu olay sonucunda birden ortalıkta dönmeye başlayan manşetlerden biri de bana çarptı:”Bir Polis Terörü vakası daha Flaş Flaş” başlığında gönderilen bir manşet.

Fakat işin tuhafı bu şekilde fırsatı ganimet bilen yazar- çizerler her ne hikmetse polise uygulanan şiddette sesleri sedası çıkmıyordu. Kendilerine bunun sebebini sorduğumda gayrı ciddi bir üslup ile “ozaman çok uykum vardı uyuyordum” diye söylemekten de geri durmayan kişilerdi bunlar. Dağdaki kan emici terörist ile Polisi aynı kefeye koymayı utanmayan yazar ve çizerlerdi maalesef.

Polis ve asker kasten adam öldürmez, yanlış uygulamalar sonucu oluşan durumları, “Terör” “Vahşet” kelimelerini kullanarak hitap ederseniz, olay kişisellikten çıkıp bütün teşkilatı etkiler. Bu kelimeler, mecazi anlamda dahi kullanılmayacak derecede hassas kelimelerdir. Hele ki, şu son günlerde verdiğimiz şehitlerimizi düşünürsek, bu iş birçok vicdanı yaralar, kanatır.

Polise yapılan şiddete nasıl karşıysam, polisin uyguladığı şiddete de o oranda karşıyım. Şiddet hiçbir şekilde tasvip edilemez. Zaten böyle bir olaya adı karışan her polis açığa alınır. İzmir deki olayda da ateş açan polis memuru kasten adam öldürmek suçundan tutuklanmıştır.

Polisin uyguladığı şiddeti çarşaf çarşaf manşet edenler maalesef polis şiddet gördüğünde kepenk kapatıyorlar. Sebep üzüm yemek değil bağcıyı dövmek çünkü. Polis şikâyetçi olduğu halde serbest bırakan savcı ya da hesap sorulmaz maalesef.

Suriye’den gelen mültecilerden bazıları polisi esir alır, polisi döver, polisi silahla yaralar yetmez Türk Bayrağını indirerek kendi bayraklarını asarlar. Polisi bu esnada tartaklarlar ama polisin sesini kimse duymaz.

Bunun yanında da polis kendisini kanundan üstün görüp hareket edemez. İzmir de vuku bulan bu menfi olayda da Polisin hatası var maalesef. Tek taraflı mı dır hata acaba? Hayır değil. Peki neden?

Çünkü 17 yaşındaki bir gence araba vermek, ikincisi bunun yasalara aykırı olduğu söylenilip arabayı bağlamak isteyen görevliye görevini yapmasını izin vermemek bununla da yetinmeyerek yanındakilerle birlikte, sandalyelerle, kasalarla polise saldırmak.

Bu o çocuğu silahla vurmayı gerektirir mi? Hayır çünkü ortada silah kullanılacak silahlı bir çatışma yok. Korkutma amaçlı yapılıyor olsa bile silah kullanmanın belli kuralları var.

Ozman bu olaylar nasıl bu hale geldi? Neden böyle oldu? Bir anlık öfke mi? Aşırı stresten yorgun düşen beden ve zihin mi? Vatandaşın yasalara duyarsız kalması mı?

Acaba polise direnmelerinin başındaki sebep, nasıl olsa polisi dövenler savcılar tarafından serbest bırakılıyor biz de dirensek bir şey olmaz düşüncesi mi güven verdi ne dersiniz?Sonuç ne oldu, iki tarafta da keder, dinmek bilmeyen bir evlat acısı, sahipsiz kalan bir aile.

Bir polisin, sicili düzgün vatandaşla işi olmaz. Karşısına çıkan arsız, hırsız, terörist v.b dir. Polis bunlarla karşılaştığında, yediği küfürlerden birini size söyleseler ne yaparsınız? Eşinizden başlayan, annenizi de işin içine katan küfürlerden bahsediyorum.

Şunu anlatmak istiyorum, Polisler meslekleri icabı psikolojileri ve sicili düzgün insanlarla uğraşmazlar. Mesleki yıpranmadan en çok etkilenen yine polislerdir.

Dilimize pelesenk olmuş bir kelime var, “Eğitim Şart “ evet eğitim şart ama bu eğitim herkes için şart. Polis için de vatandaş için de eğitim şart.

Kendimizi, çocuklarımızı yasalara uyan birer vatandaş olarak yetiştirebilirsek, bu tür olaylar da zamanla bitecektir.

Geçmişin kuyruk acılarını yaşayanlara ise yapılacak bir şey yoktur. Onlar her daim polisin düşmanı olmaya, düşmanca söylemlere devam edeceklerdir. Bize düşen bunları içimizden bertaraf ederek dikkate almamaktır. Bu kervan nasılsa yürür.

Şu akıldan çıkarılmamalıdır. Kanunlara uyan hiçbir vatandaşın polis ile alıp veremediği yoktur. Polisin de bu vatandaşlarla alıp veremediği yoktur.

Son olarak polise uygulanan şiddete nasıl karşı isem, üzülüyorsam aynı şekilde polisin de şiddet uygulamasına karşıyım.

Çuvaldızını batırmadan önce iğnenin tadına bakmak sorunun çözümü olur mu ne dersiniz dostlar?

E-MAİL: nurancal@1dunyahaber.com

TWİTER: @SARENDE

WEB: www.nurancal.com

(2)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*