Menü

İMZA KAMPANYASI HAKKINDAKİ AKILLARA TAKILAN SORULAR

24 Ağustos 2012 - MAKALELERİM
İMZA KAMPANYASI HAKKINDAKİ AKILLARA TAKILAN SORULAR

Zaman zaman farklı insan gruplarına derdinizi anlatamadığınız durumlar vardır. Neden ile başlayan soruların ardı arkası kesilmez. Bir den herkes fikir profesörü olur. Yaptığınız işi beğenmedikleri gibi şöyle yapılsaydı daha iyi olurdu gibi akıl önerileri sunarlar. Elbette fikir vermek, bir fikre katkıda bulunmak güzeldir. Bazen yaptığınız oluşumu bile destekler etrafınızdaki fikirler. Benim bu şekilde iyi niyetleriyle destek olanlara zaten sözüm yok. Kimin samimi kimin değil karşıdan bakılınca kolay anlaşılıyor.

Bildiğiniz üzere Ramazan Bayramının ikinci günü bir imza kampanyası başlattım. 1 Yıldır PKK elinde rehin tutulan Polis Nadir Özgen ve 25 Rehinenin Kurban Bayramına kadar ailelerine Kavuşsun başlığı altında açtığım bu kampanya ya destek oldukça güzel. Yalnız arada köstekler, fitne çıkarıcılar da yok değil hani.

İster fitne çıkarmak için olsun isterse de gerçekten merak ettikleri için olsun genel anlamda bana soru olarak yöneltilen soruları özetler bir cevabımı bu yazımda sizlerle paylaşacağım. Sanırım birazdan yazacaklarım akıllardaki birçok soruyu giderecek, samimiyetimizin derecesi ortaya çıkacaktır.

SORU 1: Bu imza kampanyası fikriniz neden 1 sene sonra belirdi. Madem 1 senedir rehin kaçırıldıkları anda ya da 3-5 ay sonra neden yapılmadı?

CEVAP: Nadir özgen Eylül ayında kaçırılmıştır ve yakın tarihlerle Kaymakam, askerler kaçırılmıştır. Örgüt, geçen sene Kurban bayramında internette videolarını yayınlamış, aile bundan başka haber alamamış üstelik maaşının da verilmediğini dile getirmiş ve sıkıntılarını bildirmişti. Bunun üzerine POLİSİN HAZİN DURUMU isimli bir yazı yayınlamıştım (Bu da gösteriyor ki Nadir Özgen ile ilgili ilk çalışma bu değildir.) Biraz gündeme gelince, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bir açıklama yapmıştı. Maaşının banka tarafından PKK lıların eline geçmemesi için bloke edildiğini, aileye de gereken desteklerin devlet tarafından yapılacağını, Kaçırılan kişiler için de çalışmalarının devam ettiği yönünde bir açıklama idi. Bu açıklamadan sonra beklemeye geçtik. Sonuçta arada devletimiz vardı ve İlgilenilecekti. Ancak Ramazan da aileyi tekrar aradığımda durumun hiç de umduğumuz gibi olmadığını, aranılıp sorunulmadıklarını öğrenince artık yeter dedim ve daha fazla ses getirmesi için bu imza kampanyasını başlattım. Sonuçta bu durum evveliyatının takibi yapılan bir durumdu. Buradaki beklemem siyasi otoriteleri çiğneme noktasına gitmemek içindir.

SORU 2: Neden Kurban bayramına kadar diye bir sınır koydunuz? Bayrama kadar kurtarılamazsa bu olay kapanacak mı devam etmeyecek mi?

CEVAP: Aileler evlatlarından uzak kaç bayram geçirdiler. Bu Ramazan Bayramı da onlara buruk geçi. Artık başka bayramlar buruk geçmesin istedim. Önümüzdeki ilk bayram Kurban Bayramı ve bu bayram aileleri bayram gibi bayram yapsınlar istiyorum. Bunu halkımız da istiyor ki imzalarıyla destek veriyor.

SORU: Neden böyle bir işe öncülük ettiniz? Başınızın derde gireceğinden endişe etmiyor musunuz?

CEVAP: Ben her şeyden önce anneyim. Evladın bir anne için ne anlama geldiğini iyi bilirim. Her anne için evladından uzak kaldığı zaman işkence gibi gelir ona. Kaldı ki zaten Nadir Özgen in annesi de şu anda hasta. Bu acıya hangi yürek dayanır? İkincisi bir polis eşiyim. Bizi bizden daha iyi anlayan biri yok. Polis son zamanlarda iyice sahipsizleşti. Önüne gelen bir şamar atıp geçiyor. Sivil halkın bunu anlaması hatta idrak edebilmesi çok zor. O duyguyu ancak yaşayan bilir. İşte bu sahipsizlik ortamında bir polis eşi olarak sahip çıkmak istedim. Diğer bir konu ise 1dunyahaber deki köşe yazarlığım konusu. KUTUP YILDIZI ÇÖZÜM NOKTANIZ demiştik bir kere. Toplumun sıkıntılarını dile getirirken bu konuyu es geçemezdim. Acil çözüme kavuşması gereken konulardan bir tanesi de bu konudur

SORU: İmza kampanyası ile neyi elde edeceğinizi düşünüyorsunuz. Başbakanın sanki bilgisi yok mu bu konuda da siz Başbakana göndereceksiniz bu imzaları. Böyle bir durum PKK nın ekmeğine yağ sürmeyecek mi?

CEVAP: Karınca Hikâyesini herkes bilir ancak ben bilmeyenler için tekrar anlatayım: Nemrut, İbrahim A.S dininden döndüremediği ve kendisine karşı geldiği için cezalandırmak ister. Ona öyle bir ceza verecektir ki, herkes Nemrut a karşı gelmek ne imiş görecektir. Onun için İbrahim A.S ateşe atmaya karar verir. Meydana, alevleri bulutlara uzanan bir ateş yaktırır. Bütün insanlar, hayvanlar ateşin dehşetinden dört bir tarafa kaçışır. Bir tane cesur karınca bunu duyunca ağzına bir damla su alıp ateşe doğru koşmaya başlar. Başka bir karınca ise onun yolunu keser ve böyle telaşlı telaşlı nereye gittiğini sorar. Karınca ağzındaki bir damla suyu ellerinin arasına alarak;

– Duydum ki Nemrut denen canavar, İbrahim A.S meydan ateşinde yakacakmış o ateşi söndürmeye gidiyorum der.

Karınca kahkahalar ile güler bu duruma ve şöyle der;

-Sen çapına bakmadan şu bir damlacık su ile mi söndüreceksin o meydan ateşini behey ahmak der.

Bizim karınca kendinden emin;

-Ben inandım ve başarmak için çaba harcıyorum. Ölsem de bu çabayı harcarken öleceğim. Bu uğurda ölmeye değmez mi?

İşte benim olayım da bu karınca misali ağzıma aldığım bir damla su ile yürek yangınlarını söndürmek için yola çıktım. Ebetteki alay edenler olacak bir imza ile ne olur diyenler olacak. Fakat bize; “Benim imzam olmazsa bir kişi eksikler” diye düşünen kişiler lazım. Bu kişiler zaten bize destekler. Bir karınca olarak başladım 70 Milyon karınca olarak ilerlemeyi düşünüyorum.

Dilekçeyi Sayın Başbakan a hitaben yazdım çünkü O devletin başbakanı. Kime yazmamı bekliyorlardı ki. Kandile mi dilekçe yazacaktım el aman dilenecektim asla. En yetkili makam kurtarılması için operasyon yaptıracak makamdır. Ailesi unutulmuşluğun verdiği kırgınlık içinde. Gündeme getirerek Sayın Başbakanımızın dikkatini çekmek ve bir vatandaş olarak Ondan bunu talep etmek istedik. Bundan daha normal bir durum olabilir mi?

PKK ekmeğine yağ sürme konusu da bana çok saçma gelmiştir hep. Bizim buradaki amacımız siyasi değil vicdani bir olaydır. Ben Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşıyım. Bu vatan, bu bayrak için mücadele ederim. Kanlı eller askerime, polisime sivil vatandaşlara, bebeklere ulaşıyorsa benim bunu her yerde, PKK eli kanlı bebek katilidir diye haykırmaya hakkım var. Şehit vermeye alışır bir toplum haline geldik maalesef. Vicdanı olan hiç kimse bu duruma sessiz kalamaz. Ben de kalamıyorum. Çözümü de tabii ki devletimden bekliyorum. Ama bu aman susalım düşmanı sevindirmeyelim politikası ile olacağını da düşünmüyorum.

Kardeş kardeşe düşmesin diyorlar tabii ki düşmesin. Ancak anlamadığım nokta PKK ve yandaşları benim kardeşim değil ki? Benim kardeşim bu vatana ihanet edenleri lanetleyen onlarla işbirliği yapmayan insanlar. Benim ve bu ülke vatandaşlarının da onlarla hiçbir sorunu yok. Burada sorun PKK dır ve asla eli kanlı bebek katili barıştan yana değildir. PKK nın terör örgütü olduğunu hâlâ kabul etmeyen ülkeler var. Biz düşmanı sevindirmeyelim dedikçe onlar işi daha da azıtıyorlar.

Umarım bu, kendi bataklıklarındaki son çırpınışları olur.

Evet, dostlar, özellikle en çok soru aldığım, tepki aldığım konuları soru cevap olarak yanıtlamaya çalıştım. Ben inandım ve inandığım yolda yürümeye devam ediyorum. Benimle birlikte inanan ve yürümek isteyen de bu kampanyaya destek olur bir imzadan ne çıkacak demez.

Aslında sizin imzanız olmazsa biz bir kişi eksiğiz. Umut ışığı olmak için bir imza da siz atmak istemez misiniz?

İMZA KAMPANYASININ LİNKİ : http://imzakampanyam.com/polis-memuru-nadir-ozgen-ve-25-rehineyi-kurban-bayramina-kadar-ailelerine-kavusturalim-imza-kampanyasi

(0)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*