Menü

KALP SIZISI

23 Şubat 2013 - MAKALELERİM
KALP SIZISI

Kalp, insanın en önemli organlarından biridir. O durdu mu, yaşam biter. Mal, mülk, para, evlat, eş, dost, akraba, dünyada sana ait ne varsa hepsi önemini yitirmiştir.

Doktorların ekranlardan, yazılı neşriyatlardan kalp ile açıklamalarını sık sık duyarız. “Kalbinize iyi bakınız!” Kalp sağlığına dair reçeteler, beslenme şekillerini anlatırlar. Bunların tek derdi kalbini sağlıklı tutabilmektir.

Peki sen kalbine iyi bakıyor musun? Kalbin ile bakıp, kalbin ile konuşabiliyor musun? Ne görüyorsun?

Yoksa uzun zamandır, kalbinin penceresinden bakmaya unuttun mu? Ne var kalbinin içinde? Kalbinde barınanlara tekrar bir gözden geçirme vakti gelmedi mi?

Cemreler düşmeye başladı. Yeryüzü bahara hazırlanıyor. Peki ya sen! Kalbini yeni bir bahara hazırlamaya var mısın?

Bir bahar temizliği yapacak cesareti kendinde bulabiliyor musun?

Daha kaç baharı görebileceksin biliyor musun? Kalbin ne kadar zaman daha sana hizmet edecek?

Kalbin, sana bir gün ihanet edecek ve duracak. Bunu yaparken sana sormayacak. “Hazır mısın ben yakında duracağım” demeyecek. Yaratıcı tarafından belirlenen gün ve saatte, emaneti emanet sahibine teslim edecek.

Yıllarca içinde barındırdıklarından dolayı bir de senden şikayetçi olacak.

Evet gözünüz gibi baktığımız kalbiniz nankörleşecek ve sizi şikayet edecek. Peki gerçekten nankör olan kalp mi yoksa onu koruma altına almayarak katılaşmasına, bencilleşmesine sebep olan siz misiniz?

Bir düşünün bakalım, ömrünüz boyunca, kalbinize neleri yerleştirdiniz. Şefkât ve merhamet duygularını ondan nasıl aldınız. Ona parayı nasıl sevdirdiniz. Para için başka insanların kalbini nasıl kırdırıp, paramparça ettirdiniz.

Yıllarca arınmak için çabalayan kalbinize, sağlıklı kalmasını sağlayacak besinlerden başka ne verdiniz?

Kalbinizi, sırlı bir cam ile kapladınız. Baktığında sadece kendinizi ve egolarınızı gördünüz. Onun ilahi göz ile bakmasını siz engellediniz. Ona baktığınızda, onunla konuştuğunuzda kendi egolarınızı tatmin edecek sesler duydunuz ve kendi bencilliğinizi gördünüz. Saçma bir kibir örtüsüne büründünüz. Dünyayı bile hükmedecek gücü buldunuz kendinizde ama bir sivri sineğin mikrobu ile yok oldunuz. Küçücük et parçasının durmasını engelleyemediniz.

Şimdi soruyorum, siz mi nankörsünüz yoksa kalbiniz mi?

(7)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*